(506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 417)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; 07.05.1998 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalı işçi Ahmet Şükrü Oran'ın hak sahiplerine Kurumca yapılan sosyal sigorta Yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca rucüen ödetilmesi istemine ilişkin olup, Mahkemece; davanın kabulüne karar verildiği halde davalıya harç yükletilmemiştir.
Bir kamu alacağı olan harçlar; kişilerin kamu hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında, ödemekle yükümlü bulundukları özel bir vergi türüdür. Devlet tarafından harç alınabilmesi ve harçtan bağışıklığın söz konusu edilebilmesi için, bu konuda açık bir yasa hükmünün bulunması gerekir. Nitekim Anayasanın 73. maddesinde Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler Kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır hükmü getirilmiştir. Bu Anayasa kuralının, vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu tartışmasızdır. Aksine uygulama; kişi ve kurumların, yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına sokulmaları veya devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, yasa koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçlar doğurur.
07.12.1964 gün ve 3-5 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıkça belirtildiği gibi, harçlar, yargılama sonucunda haksız çıkan tarafa yükletilir. Zira haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır.
4958 Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 23/c maddesindeki harçtan bağışıklık sadece SSK yönünden geçerli olup, Kurum tarafından açılan davaların kabulü halinde, kabul edilen miktar üzerinden, davalılara 492 sayılı Harçlar Kanunundaki tariflere uyarınca harç yükletilmesi yasal bir zorunluluk olduğu halde harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Her ne kadar harç alınmasına yer olmadığına dair bu isabetsizlik temyiz konusu yapılmamış ise de, davada haksız çıkan tarafa harç yükletilmesi yasal bir zorunluluk olduğundan bu husus resen gözetilmiştir. Bu nedenle de, kanun yoluna başvurma, Kanun yoluna başvuranın durumunu ağırlaştırmaz kuralının, resen gözetilmesi gereken bu gibi hallerde uygulanması mümkün değildir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hüküm fıkrasına Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 143.089.590 lira nispi karar harcının davalıdan tahsiline sözlerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 01.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy