(1479 S. K. m. 63) (818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı, ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı ve davalılardan Gürbüz Örer, Kamber Örer, Hamdi Soner, Cafer Avcı ve Mehmet Aydın tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanun'un 63. maddesidir.
Davacı Bağ-Kur'a anılan maddeye göre tanınan rücu hakkının halefiyet ilkesine dayandığına ilişkin yasada açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle Kanundan doğan bağımsız bir rücu hakkı niteliğindedir. Böyle olunca da; artık sigortalının yada hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebilecekleri tazminat miktarının hesap edilmesine, tazmin sorumlularının sigortalı yada hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin düşülmesine gerek olmadığı gibi sigortalı ya da hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları hakkında açılmış tazminat davasında hükme esas kılınmış kusur raporunun Kurumun rücu davasında bağlayıcılığından söz edilemez.
Diğer taraftan; Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmüne göre; hukuk hakimi, ceza davasındaki kusur raporuyla bağlı değilse de; kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
Somut olayda da, davalıların ceza yargılaması sonucunda mahkum oldukları gerekçesinden hareketle tazminle sorumluluklarına karar verilmiştir. Ceza yargılamasına ilişkin dosya getirtilmediği için davalıların kusurluluklarına dayanak yapılan olgular denetlenemediği gibi, ölen sigortalının eşi olup, eldeki davanın yargılaması sürecinde tanıklığına başvurulan Sultan Uysal'ın beyanı ve davalıların savunmaları gözetildiğinde, sigortalının ölümüne yol açan trafik kazasının oluşumunda her bir davalının olaydaki konumu, kusur oran ve aidiyeti konusunda, kusurun dayanağı kanıtların yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında ayrıntılı olarak değerlendirilip irdelendiği bilirkişi incelemesi zorunlu olduğu gözetilmeksizin eksik incelemeye dayalı ve hukuksal dayanağı itibariyle eldeki davada uygulanma olanağı bulunmayan gerçek zarar tavan sınırlaması üzerinden kısmen kabule karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy