(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, trafik iş kazasında yaralanan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan İ... Sigorta A.Ş. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davalı İ... Sigorta A.Ş. yönünden faiz başlangıcı (temerrüt) tarihinin hiçbir duraksamaya sebebiyet vermeyecek açıklıkta belirlenmesi gerekir.
Davacı Kurum tarafından dosyaya ibraz edilen ve sigorta şirketine hitaben yazılan 23.02.2001 tarih ve 05244 nolu yazının davalı sigorta şirketine tebliğ edildiğine ilişkin dosyaya ibraz edilen tebligat fotokopisindeki tarih okunaksız olduğu gibi tebligat parçası üzerindeki Kurum yazı numarası da farklıdır. Tebligat parçasının aslının ve Kurum'ca sigorta şirketine başvuru amacı ile gönderildiği iddia edilen yazı asıllarının celbedilerek mahkemece davacı Kurum tarafından gereken belgeler ile sigorta şirketine başvurulup başvurulmadığı araştırılmalı, başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden başvuru yapılmamış veya tebliğ edilmemişse dava tarihinden itibaren sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilerek faize hükmedilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı İ... Sigorta A. Ş.'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Başkan Resul Aslanköylü'nün muhalefetine karşı; Üye Coşkun Erbaş, M. Zafer Erdoğan, Sami Koçak ve Coşkun Öztürk'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla 13.03.2003 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davada sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan sağlık yardımlarının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi istenmiş olup, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 39. maddesidir.
Anılan maddenin başlığı üçüncü kişinin sorumluluğu deyimini içermektedir. Hal böyle olunca, bu maddeye göre Kuruma karşı sorumlu olan kişi üçüncü kişidir. Üçüncü kişinin sorumlu tutulabilmesi için kasdı veya suç sayılır hareketinin gerçekleşmesi gerekir.
Somut olayda sigortalı, sürücünün kullandığı aracın çarpması sonucu zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalmış ve yaralanmıştır. Sürücünün Kuruma karşı üçüncü kişi konumunda ve kazanın meydana gelmesinde yüzde yüz kusurlu bulunduğu, davalı sigorta şirketinin de sürücünün kullandığı aracı zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortaladığı tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Kurumun, sigortalının halefi olup olmadığı, sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan yardımların Kurumca Sosyal Sigortalar Kanunu madde 39 çerçevesinde davalı sigorta şirketinden istenebilip istenemeyeceği noktasındadır.
Hemen ifade etmek gerekirse öğretinin baskın görüşüne göre, bir hakkın halefiyet ilkesine dayandığının kabul edilebilmesi için yasalarda açık bir hükmün bulunması şarttır. Ayrıca halefiyete ilişkin hükümler istisnai hükümler olup genişletici yoruma tabi tutulamaz. Oysa ne 39. maddede ne de Sosyal Sigortalar Kanununun diğer maddelerinde Kurumun rücu hakkının halefiyet ilkesine dayandığına ilişkin bir hüküm mevcuttur. Hal böyle olunca Kurum, sigortalının halefi sıfatıyla sigorta şirketinden herhangi bir talepte bulunamaz.
Öbür yandan Kurumun, sigortalının halefi olduğu kabul edilse bile somut olayda sözü edilen 39. maddede öngörülen koşullar sigorta şirketi açısından gerçekleşmemiş olduğundan davalı sigorta şirketi Kuruma karşı yine sorumlu tutulamaz. Zira davalı sigorta şirketinin, zararlandırıcı sosyal sigorta olayının oluşmasında kasdı veya suç sayılır hareketi iddia ve ispat edilmediğinden 39. maddede öngörülen koşulların oluşmadığı açık seçik ortadadır. Kaldı ki sigortalının, sigorta şirketi hakkındaki talep hakkının yasal ve hukuksal dayanağı ne 39. ne de Borçlar Kanunu'nun 41 ve ardından gelen maddeleridir. Talebin yasal dayanağı Karayolları Trafik Kanunu olup sigortalı, sigorta şirketiyle araç maliki arasında yapılan sigorta akdi çerçevesinde talepte bulunabilir.
Açıklanan bu nedenlerle davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasına ilişkin yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşündeyim. Sayın çoğunluğun bozma kararında gösterilen gerekçe-ye katılamıyorum. Davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy