(4692 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Davacı, 1479 sayılı Yasaya tabi Bağ-Kur zorunlu sigortalılığına ilişkin primlerinin tahsilinde 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanamayacağının, prim hesabının eski mevzuat hükümleri uyarınca yapılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Fatih Arkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 gün ve 2000/61-34 sayılı kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş, iptal kararının yürürlük tarihi; kararın Resmi Gazetede yayınlandığı 08.11.2000 tarihinden başlamak üzere dokuz ay sonrası olan 08.08.2001 tarihi olarak belirlenmiş, ancak iptal kararı henüz yürürlüğe girmeden, 03.07.2001 gün ve 24551 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4692 Sayılı Kanunun Geçici 1.maddesi "04.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren beş yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçları, sigortalının bulunduğu gelir basamağının 31.07.2001 tarihinde geçerli olan prim tutarı üzerinde hesap ve tahsil edilir" hükmünü getirmiş olup, 21.4.1983 tarihinde, 20.4.1982 tarihinden geçerli olmak üzere zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilen ve 4692 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 03.07.2001 tarihi itibariyle 5 yıldan fazla sigortalılık süresi bulunan davacının prim borcunun; 4692 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca hesaplanmasının yasal bulunmasına ve bilirkişi raporundaki saptamalar ile davacının 25.11.1986 tarihinden sigortalılık terk tarihi olan 31.12.1997 tarihine kadar herhangi bir prim ödemesinde bulunmamış olması karşısında davacının prim borçlarının anılan düzenleme ile hesaplanması gerekeceği ve belirtilen gerekçelerle de davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy