(3201 S. K. m. 3, 6)
Davacı ve karşı davalı fuzulen ödenen 134.871.485 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalı ve karşı davacı ise yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, borçlarının geçerli sayılmasına, aksi halde borçlanma karşılığı ödenen dolarların dava tarihindeki kur üzerinden karşılığının istirdadına konu miktardan mahsup edilmesine ve bakiyesinin iadesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün, davalı ve karşı davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı - karşı davalı Kurum, davalının çalışmalarını 3201 sayılı Kanun gereğince borçlandığını ve isteği üzerine kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak aylık ödemeleri devam ederken davalının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği tarihi de kapsar biçimde Federal Almanya Cumhuriyeti'nde fiilen çalıştığının tespit edilmesi üzerine borçlanmasının ve aylığının iptal edildiğini öne sürerek fuzulen yapılan ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsiline; sigortalı tarafından Kurum aleyhine açılan karşı davada ise yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, borçlanmanın geçerli sayılmasına, aksi halde borçlanma karşılığı üzerine ödenen doların dava tarihindeki kur üzerinden karşılığının da istirdada konu miktardan mahsup edilmesine ve bakiyenin iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; dava açıldıktan sonra dava konusu miktarın haricen ödenmesi nedeni ile konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 Sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 gün ve 21-790/61 sayılı kararı ile, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğuna, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 Sayılı Yasanın 6. maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiğinin kararlaştırıldığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu bulunduğu hukuksal gerçeği de dikkate alınarak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve yukarıda özetlenen Hukuk Genel Kurulu Kararı çerçevesinde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre ve dava konusu alacağın ödendiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı-karşı davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy