(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 438)
Dava ve Karar: Davacı, trafik iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan İsviçre Sigorta A.Ş. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yargıtay incelemesine konu kararda mahkemece faiz hesabının başlangıcında sigorta şirketi daha önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinin esas alınması gerekirken, yazılı şekilde onay ve ödeme tarihinin esas alınması ve hükümde harç ve yargılama giderinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilirken; tazminatın poliçe limitine oranının dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
1- Hüküm fıkrasının 1, 2, 3 ve 4. bentlerinin silinerek yerine;
Davanın kabulüne,
1- 7.029.100.000 liranın İsviçre Sigorta A.Ş.yönünden 1.500.000.000 lira limitle sınırlı olarak 03.02.2000 dava tarihinden, diğer davalı yönünden onay ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı Kurum'a verilmesine,
Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına,
2- 379.000.000 lira karar ve ilam harcının; 75.914.280 liralık kısmının davalılardan müşterek ve müteselsilen, artan 303.085.720 liralık kısmının davalı Mahmut Aslan'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3- Davacı tarafından yapılan toplam 96.250.000 lira yargılama giderinin; 19.250.000 liralık kısmının davalılardan müşterek ve müteselsilen, 77.000.000 liralık kısmının davalı Mahmut Aslan'dan tahsili ile davacı Kurum'a verilmesine sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Başkan Resul Aslanköylü'nün muhalefetine karşı; Üye Coşkun Erbaş, M. Zafer Erdoğan, Sami Koçak ve Coşkun Öztürk'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla, 17.04.2003 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Davada sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan sağlık yardımlarının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi istenmiş olup, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 39. maddesidir.
Anılan maddenin başlığı üçüncü kişinin sorumluluğu deyimini içermektedir. Hal böyle olunca, bu maddeye göre Kuruma karşı sorumlu olan kişi üçüncü kişidir. Üçüncü kişinin sorumlu tutulabilmesi için kasdı veya suç sayılır hareketinin gerçekleşmesi gerekir.
Somut olayda sigortalı, sürücünün kullandığı aracın çarpması sonucu zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalmış ve yaralanmıştır. Sürücünün Kuruma karşı üçüncü kişi konumunda ve kazanın meydana gelmesinde yüzde yüz kusurlu bulunduğu davalı sigorta şirketinin de sürücünün kullandığı aracı zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortaladığı tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Kurumun, sigortalının halefi olup olmadığı, sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan yardımların Kurumca Sosyal Sigortalar Kanunu madde 39 çerçevesinde davalı sigorta şirketinden istenebilip istenemeyeceği noktasındadır.
Hemen ifade etmek gerekirse öğretinin baskın görüşüne göre, bir hakkın halefiyet ilkesine dayandığının kabul edilebilmesi için yasalarda açık bir hükmün bulunması şarttır. Ayrıca halefiyete ilişkin hükümler istisnai hükümler olup genişletici yoruma tabi tutulamaz. Oysa ne 39. maddede ne de Sosyal Sigortalar Kanununun diğer maddelerinde Kurumun rücu hakkının halefiyet ilkesine dayandığına ilişkin bir hüküm mevcuttur. Hal böyle olunca Kurum, sigortalının halefi sıfatıyla sigorta şirketinden herhangi bir talepte bulunamaz.
Öbür yandan Kurumun, sigortalının halefi olduğu kabul edilse bile somut olayda sözü edilen 39. maddede öngörülen koşullar sigorta şirketi açısından gerçekleşmemiş olduğundan davalı sigorta şirketi Kuruma karşı yine sorumlu tutulamaz. Zira davalı sigorta şirketinin, zararlandırıcı sosyal sigorta olayının oluşmasında kasdı veya suç sayılır hareketi iddia ve ispat edilmediğinden 39. maddede öngörülen koşulların oluşmadığı açık seçik ortadadır. Kaldı ki sigortalının, sigorta şirketi hakkındaki talep hakkının yasal ve hukuksal dayanağı ne 39. ne de Borçlar Kanununun 41 ve ardından gelen maddeleridir. Talebin yasal dayanağı Karayolları Trafik Kanunu olup sigortalı, sigorta şirketiyle araç maliki arasında yapılan sigorta akdi çerçevesinde talepte bulunabilir.
Açıklanan bu nedenlerle davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasına ilişkin yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşündeyim. Sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy