(506 S. K. m. 80, 73, ek. m. 1) (818 S. K. m. 125) (6183 S. K. m. 102, 8)
İcra takibinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmü n süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı Avukatı tarafından istenilmesi üzerine ... gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
T.C. Hükümeti ile Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi arasındaki sosyal güvenlik sözleşmesinin 3. maddesi ile bu sözleşmenin uygulanmasına dair idari anlaşmanın 2. maddesine göre, Libya' da iş üstlenen Türk kuruluş ve şirketlerinde çalışan Türk daimi işçilerinin sosyal sigorta kollarından "hastalık sigortasına" ilişkin primleri Libya Mevzuatına tabidir. Gene sözleşmenin ve anlaşmanın 3. maddesi hükmüne göre de; uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin primler (işçi ve işveren payları) ile maktu yardımları Türk Mevzuatı hükümlerine tabidir. Başka bir anlatımla; hastalık sigortası dışındaki uzun vadeli sigorta kolları Türk Mevzuatına göre yerine getirilecek ve işverenler Türk Sistemini aynen uygulayarak yükümlülüklerini, prim borçlarını transfer etmekle yerine getireceklerdir. Ülkemizde Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi işçilerin uzun vadeli sigorta kolları için uygulanacak prim oranları ve bu prim oranlarına esas alınacak kazanç tutarlarına ilişkin 506 sayılı Kanunun 73. ve devamındaki maddeleri; başka kural aranmasına gerek kalmadan, hastalık sigortası dışında aynen Libya'da Türk işçilerini çalıştıran işverenler hakkında da uygulanacaktır.
Öte yandan, kanun gücünde olmak üzere yürürlüğe konulan ve bu gün için dahi geçerliliği devam eden 11.3.1985 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan sözleşme ile buna dayalı 22.9.1985 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Uygulama Anlaşması hükümleri yukarıda öngörüldüğü üzere sosyal güvenlik açısından uygulanacak mevzuatı ve prim oranlarını belirlemiş olup bu anlaşmaların sosyal güvenliğe ilişkin kuralları, aynı yöntem ve güçte başka anlaşmalarla yürürlükten kaldırılmadığı sürece, güç ve etkisini sürdürmeye devam ederler. Sosyal Sigortalar prim oranlarının belirlenmesine ilişkin Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulu'nun aldığı kararlar ile buna dayalı olarak çıkartılan genelgeler iç ilişki ve uygulamalar itibariyle bağlayıcı ise de; hukuksal konuda bir uyuşmazlığın çözümünde, mahkemelerin doğrudan bu karar veya genelgelere göre sonuca varmaları mümkün değildir. Uyuşmazlığın Anayasa'nın 138/1. maddesinde belirtildiği üzere normlar hiyerarşisine göre çözümlenmesi gerekir ki, bu yönde anayasal ilke ve esaslar ile yasa hükümleri uygulanma önceliğine sahip kurallardır. Tüzük, yönetmelik, genelge gibi yürütme organı veya idareye ilişkin tasarruflar ise yukarıda belirtilen kurallara aykırı olmamak üzere daha sonra göz önünde tutulması gereken kuralları belirlerler. Giderek Libya'da çalışan Türk işverenlerine bağlı Türk işçilerin uzun vadeli sigorta kolları yönünden tabi olacağı rejim, 506 sayılı Kanun hükümlerine göre ortaya konmuştur ve yasal sistemin açıkça düzenleme yaptığı bir alanda yönetim kurulu kararı veya genelge değil, yasal sistemin uygulanması esastır. Sonuçta mahkemenin; uyuşmazlık konusu dönem için, uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin prim oranlarını, 506 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, %24.5 olarak kabulü yerindedir. Ne var ki, davalı Kurum'un, başlangıçta yukarıda öngörülen ilkelere aykırı biçimde, Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulu kararı ile buna bağlı olarak çıkarılan 10.06.1994 Tarih ve 16-84 sayılı Genelge hükümlerine göre; Libya'da iş alan Türk işverenlerin çalıştırdığı Türk daimi işçiler için Türkiye'de uygulanan %24.5 prim oranı yerine Libya'da uygulanan %8.5 prim oranı üzerinden tahakkuk yapması karşısında; davalı, işbu yasal olmayan hatalı uygulamasının sonucuna katlanmalıdır. Giderek davacı, sonradan uzun vadeli sigorta kolları bakımından Türk Mevzuatında geçerli olan %24.5 prim oranına göre tahakkuk ettirilen (%24.5-%8.5 = % 16) fark prim miktarı bakımından; 506 sayılı Kanunun 80. maddesi kapsamında primin süresinde ödenmemesinin müeyyidesi olan gecikme zammı ile sorumlu tutulmamalıdır. Başka ifade ile davacı 1997/2927 takip nolu ödeme emrine konu fark prim miktarından sorumlu ise de; gecikme zammından sorumluluğu, bidayette tahakkuk ettirilen prim miktarı ile sınırlı biçimde bu prim aslının Sosyal Sigortalar Kurumuna ödendiği tarih esas alınarak belirlenmeli ve bakiye gecikme zammı için davaya konu ödeme emrinin iptaline hükmedilmelidir.
Davacı, davaya konu ödeme emrine itirazında zamanaşımı def'inde de bulunmuştur. B u yönde; 506 sayılı Kanunun 80'inci maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe nazaran, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Giderek 3917 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre 8.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda; zamanaşımı, süresi bakımından, 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Sigortalar Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanunu madde 125'de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunun madde 128 gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu'nun madde 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarih ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden ise; 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102 ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. maddesi hükmüne nazaran zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. Dava konusu olayda; yukarıda öngörülen esaslar çevresinde ödeme emrine konu primler kısmen 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme, kısmen de sonrasına ilişkindir. 506 sayılı Kanuna eklenen ek madde l' de Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinin uygulanması ile ilgili olarak prim ödeme sürelerinin üç ayı aşmamak üzere yönetim kurulu kararı ile tespit edilebilmesi hususunda yönetim kuruluna verilen yetki çevresinde Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulu'nun 11.7.1986 tarih ve 8/1811-33 sayılı Kararı ile bu süre üç ay olarak tespit edilmiştir. Zamanaşımı süresinin başlangıcının yukarıdaki esaslara göre belirlenmesi ve davacının zamanaşımı def'i hakkında olumlu veya olumsuz yönde karar verilmesi gereği üzerinde durulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy