(1479 S. K. m. 63) (2918 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davalılardan trafik kazasına sebep olan aracın sürücüsü olduğu iddia edilen S., suçlamaları kabul etmeyip ve hakkındaki davanın reddini savunmaktadır. Hakkında Manavgat Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 1998/859 Esas sayılı taksirle ölüme neden olmak suçundan açılan dava ise 4616 Sayılı Kanunun 1/4 maddesi uyarınca ertelenmiş olup, ortada adı geçen davalı hakkında, iddiaları doğrulayan herhangi bir mahkumiyet kararı yoktur.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ise, ihbarcı dışında olayın meydana gelişini gören kimse olmadığı halde mahkemece tek kamu tanığı hüviyetini haiz ihbarcının kimliği tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenilme olanağı üzerinde durulmamıştır. Aksine ayrıca, 20.09.1998 tarihli tutanakla ihbara konu edilen 07 .. 400 plakalı davalılardan Meşkure'ye ait araç, Murat 131 Doğan SLX marka olduğu halde; 16.08.1998 tarihli trafik kazası Tespit Tutanağı ile aynı tarihli bilirkişi Fethi D.'un raporunda, olay yerinde elde edilen (kırılıp dökülmüş) parçaların teşhisinden, kazaya neden olan aracın Renault, marka bir otomobil olduğu saptanmaktadır ki, ihbarın tutarlılığı açısından bu çelişki de giderilmiş değildir. Öte yandan davalı S.'nın savunmasında ihbarcının Ahmet K. isimli şahıs olduğu adı geçen kişi ile aralarının açık olması nedeniyle Ahmet K.'in her vesile ile kendisine suç isnadıyla ihbar ve şikayetlerde bulunduğu, bu cümleden olarak adı geçenin hakkındaki iftira suçundan dolayı Alanya Asliye Ceza Mahkemesinin 1998/1763 Esas sayılı dava dosyasında mahkum edildiğini ileri sürmesine rağmen, ihbarcının Ahmet K. olup olmadığı araştırılmadığı gibi, bu kişinin dinlenmediği anılan mahkumiyet dosyasının dahi getirtilerek savunma sadedinde herhangi bir araştırma yapılmamış olması ve ayrıca Cumhuriyet Savcılığının 1998/239 hazırlık Sayılı 22.09.1998 tarihli tutanağında ismi geçen ihbarcı Mehmet Y.'ın da davalıların ismini açıkça zikretmediği gözetilerek, adı geçenin tanık sıfatıyla bilgisine başvurularak tutanakta bahsettiği kişileri tanıyıp tanımadığı ve davalı S. ile ilgileri araştırılmadan soyut bir ihbar hükme esas alınarak eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de, davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Yasanın 63. maddesinde yer alan araç sahipleri sözcüklerinin, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, bundan böyle, olayda şahsi kusuru saptanamayan araç sahiplerinin, sadece ve soyut olarak, araç sahipliği sıfatından dolayı mesuliyetleri cihetine gidilemeyeceği gözetilmeden araç sahibi olan Meşkurenin aynı zamanda 2918 Sayılı Yasada tarif edilen usul ve esaslara göre işleten, ya da istihdam eden sıfatı bulunup bulunmadığı da araştırılmadan rücu tazminatından sorumlu tutulması isabetsizdir.
O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy