(1086 S. K. m. 417, 423) (2918 S. K. m. 98, 99, 108) (3065 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 73)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dava, 29.12.1999 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan Kurum sigortalısı İ. Akkaya için yapılan tedavi giderlerinin fer'ileriyle birlikte tahsili için zararlandırıcı sigorta olayına sebebiyet veren 34 ZD 2392 plakalı araç sürücüsü ve Türkiye Reasürans Şirketler Birliğinin vaki itirazının iptali ile icra takibinin devamı ve borçlunun icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına yönelik talebin ise reddine karar verilmiştir.
03.05.1997 gün ve 22978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliğinin 8/b maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaksızın trafiğe çıkan motorlu araçların kişilere verdiği zararların fon tarafından karşılanacağı hususu hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla davalı şirketler birliğinin sorumluluğunun açıklığa kavuşturulması için öncelikle kazaya karışan aracı sigortalayan sigorta şirketi ve poliçe numarasının aracın kayıtlı bulunduğu Trafik Tescil Müdürlüğü ile araç malikinden ve Reasürans Şirketler Birliğinden sorulması, bildirilen numaraya göre ilgili sigorta şirketinden poliçenin celbedilmesi, poliçenin sigorta şirketi tarafından ibraz edilmediği kanaatine varıldığı takdirde şirket kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması, buna rağmen bulunamadığı takdirde davalı Reasüras Şirket Birliğinin sorumluluğuna gidilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Hükme esas alınan 08.01.2003 tarihli bilirkişi raporunda faiz başlangıcının 17.10.2001 tarihli icra tebligatını takip eden 8.işgününün sonu olarak alınması, oysa 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve 108. maddeleri ile Karayolları Trafik Garanti fonu Yönetmeliğinin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığı ancak gerekli ödemenin yapılmaması halinde davalı şirketin başvuru tarihinde temerrüde düşeceği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması ya da hiç müracaatın bulunmaması halinde ise temerrüdün söz konusu olmayıp, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi dava açılmışsa dava tarihi olacağı olgusunun gözetilmeksizin belirtilen şekilde hüküm kurulması,
3- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423/6. maddesinde vekalet ücretinin yargılama giderlerinden sayılması, aynı yasanın 417. maddesinde ise yargılama giderlerinin haklılık nispetinde taraflar arasında paylaştırılacağının hükme bağlanmasına rağmen Sosyal Sigortalar Kurumu lehine takdir edilen vekalet ücretinin davacı Kurum yerine davacı vekiline verilmesi şeklinde hüküm tesis edilmesi,
4- Davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen redde konu miktar yönünden kendini vekille temsil ettiren davalı şirket lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi,
5- Anayasanın 73. maddesinde vergi, resim ve benzeri mali yükümlülüklerin konulmasının, değiştirilmesinin ve kaldırılmasının ancak Kanunla mümkün olacağının hükme bağlanması, yine 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 20.maddesinde vergiye esas olan matrah ve bedelin tanımlanması, 04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21.maddesinde yer alan Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 Sayılı Kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir ifadesinin ise yukarda belirtilen Anayasa ve yasa hükümleri gözetilerek oluşturulmuş bir düzenlemeyi içermemesi ve normlar hiyerarşisine uygun hukuksal bağlayıcılık kazanmış bir düzenleme niteliğini kazanmaması, bu çerçeve içinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423. maddesinde yer almayan bir unsurun yargılama giderleri kapsamına dahil edilerek SSK lehine taktir edilen vekalet ücretine ayrıca KDV ilave edilmesi hususları usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy