(506 S. K. m. 26) (3065 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 237, 423) (2709 S. K. m. 73) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı, İş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Ü. Paslanmaz Çelik Ltd. Şti. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Davacı Kurum ile davalılardan Ü. Paslanmaz Çelik A. Ş.'nin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi olup davacı Kurumun rücu alacağının dış tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde;
Önceki kesinleşmiş rücu davasında davacı kurum tarafından hak sahiplerinden sadece eşe bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri istenip diğer hak sahibi kız çocuk Ü.'ye ilişkin herhangi bir istem olmadığından giderek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu madde 237 kapsamında kesin hükümden söz edebilmek için davanın tarafları yanında dava sebebi ve müddeabihde de birlik olması gerekli bulunduğundan somut olayda ise taraflarda birlik mevcutsa da hak sahibine ilişkin dava sebebi ve müddeabih farklı olduğundan; sonradan gelire giren hak sahibi Ülkü yönünden önceki rücu davasında alınmış hesap raporunda öngörülen sigortalının kazanç kaybı miktarlarının kesin yargı hükümleri çevresinde bağlayıcılığından bahsedilemez ve adı geçen hak sahibi için dış tavanı teşkil eden miktar hüküm tarihi (18.12.2002) ile sınırlı biçimde değişen donelere göre yeniden saptanmalı ve 02.04.1998 doğumlu olan şehirde ikamet eden hak sahibi kız çocuğun destekten yararlanma süresinin belirlenmesinde de evlenmesinin üstün olasılık dahilinde bulunduğu yaş; tarafların aksinin kabulü gerektirecek delil getirememeleri nedeniyle 22 yaş olarak kabul edilmelidir.
Diğer taraftan Anayasa'nın 73. maddesi, Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. düzenlemesini içermekte olup, öğreti ve uygulamada verginin yasallığı olarak adlandırılan bu ilke, vergi, resim, harç ve benzeri kamusal güce dayalı bütün yükümlülüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğunu öngörmektedir. Vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı gibi unsurların yanında, vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin de yasayla düzenlenmesi gereği anılan hükmün zorunlu sonucudur.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 20. maddesinde yer alan,
1- Teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir.
2- Bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade eder. düzenlemesindeki vergi matrahı tanımından hareket edildiğinde de, davada haksız çıkan tarafın, davada lehine hüküm kurulan tarafın vekilinin hizmetinden yararlanan kişi olarak nitelenemeyeceği gibi, aynı maddenin 4 numaralı bendi de, Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. açık hükmünü içermektedir.
04.12.2002 Tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesinde yer alan, Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir. ifadesinin, yukarıda sıralanan yasal gerekler gözetilerek oluşturulmuş bir düzenlemeyi içermediğinden ve normlar hiyerarşisine uygun hukuksal bağlayıcılık kazanmış bir düzenleme niteliğini kazanmadığından, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 423. maddesinde yer almayan bir unsurun da yargılama giderleri kapsamında hüküm altına alınması mümkün değildir. Kuşkusuz bir kimsenin Katma Değer vergisi mükellefi olup olmadığına ilişkin uyuşmazlıklar adli yargı yerinde çözümlenemez.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Kurum ile davalılardan Ü. Paslanmaz Çelik A. Ş.'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy