(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kutlutaş-Dillingham Ortak Girişimi Avukatı ile Halil Yanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S.Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davacı Kurum 29.08.1991 ve 05.11.1991 tarihlerinde meydana gelen iki ayrı iş kazası sonunda sigortalının yaralandığını ve bu sebeple kendisine bağlanan sürekli iş göremezlik geliri ile geçici iş göremezlik geliri ile geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi masraflarının davalılardan tahsilini talep etmiş, mahkeme, davalılar Erdem Kılıç, Hıfzı Süha Akturan ve Şaban Karagülmez yönünden davanın reddine, işveren Kutlutaş-Dillingham Ortak Girişimi ile sürücü Halil Yanık yönünden ise kabule karar vermiş bulunmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi ile her iki olayın iş kazası olması ve bu kazalar sonucu sigortalının ayrı ayrı tarihlerde yaralanmış olması karşısında aynı Kanunun 21. maddeleridir. Söz konusu madde hükmüne göre sigortalının aynı veya başka başka işverenler yanında çalışırken, geçirdiği birden fazla iş kazası sonucu uğradığı sürekli iş göremezlik dereceleri %10'un altında kalmış olsa bile toplandığında %10 veya daha fazlasına ulaşıyorsa, bu takdirde sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gerekir. Bu durumda toplam iş göremezlik derecesi iki ayrı işgöremezlik derecesinin aritmetik toplamına eşit olmayıp, Balthazard Formülüne göre bulunacak ortalama bir miktardır. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği bu hesabın nasıl yapılacağını ortaya koymuştur.
Somut olaya gelince, sigortalı 29.08.1991 tarihinde meydana gelen ilk kazada kalıp çakarken inşaattan düşerek yaralanmıştır. Davada husumetin davalı işveren Kutlutaş-Dillingham Ortak Girişim ile işyeri sorumluları Erdem Kılıç ve Hıfzı Suha Akturan'a bu olay sebebiyle yöneltildiği anlaşılmak-tadır.05.11.1991 tarihinde meydana gelen 2.kaza ise, davalı sürücü Halil Yanık yönetimindeki servis aracının, diğer davalı Şaban Karagülmez'in kullandığı araca çarpması sonucu Halil'in kullandığı araçta bulunan sigortalının yaralanması şeklinde gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Mahkemenin hükme dayanak kıldığı 24.09.2001 tarihli kusur raporunda her iki olay sebebiyle ayrı ayrı Kurum incelemesi yapılarak ilk olayda işveren ortaklık, ikinci olayda ise sürücü Halil ayrı ayrı %100 oranında kusurlu bulunmuşlardır. Öncelikle trafik kazası dolayısıyla işveren ortaklığın iş güvenliği tedbirlerini alma yükümlülüğünü ne şekilde yerine getirdiğinin ve bu bağlamda kusur durumunun raporda tartışılmamış olması eksikliktir.
Davacı Kurumun mahkemeye sunduğu 03.05.1994 tarih 121420 sayılı gelir bağlama kararında, sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin %33.2 olduğu ve bunun 05.11.1991 tarihinde meydana gelen ikinci kazaya dayandığı belirtilmektedir.
Mahkemenin öncelikle %33.2 sürekli iş göremezlik derecesinin hangi iş kazasından kaynaklandığını belirlemesi gerekir. Şayet gelir bağlama kararında açıklandığı gibi, bu işgöremezlik derecesi 05.11.1991 tarihli trafik kazasına bağlı olarak meydana gelmiş ve sigortalıya bağlanan gelir ile sağlanan ödenek ve yardımlar bu olay sebebiyle yapılmış ise, kuşkusuz dava dilekçesinde sürücü Halil ile birlikte işverenin trafik kazasından doğan kusuruna da ayrı ayrı her iki davalının kusurları diğer sürücü ile birlikte yeniden irdelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Şayet %33,2 sürekli iş göremezlik derecesi her iki kaza sonucu oluşmuşsa, bu takdirde Kurumun bu oranı Sosyal Sağlık İşletmeleri Yönetmeliği hükümlerine göre Baltazard formülü çerçevesinde hesaplayıp hesaplamadığı araştırılmalı ve 3. kişi sıfatıyla sorumlu olanların 506 Sayılı Kanunun 26. maddesinin 2.fıkrasına, işverenin ise her iki olaydaki kusur oranları ve yukarıdaki açıklamaya göre bilirkişi marifetiyle bulunacak sürekli işgöremezlik derecesi uygulanarak 506 Sayılı Kanunun 26. maddesinin 1.fıkrasına göre belirlenecek sorumluluk miktarlarına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, ulaşılacak sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy