(506 S. K. m. 26) (1136 S. K. m. 164, 169) (1086 S. K. m. 388, 389, 417, 423, 438) (2709 S. K. m. 73) (3065 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, iş kazasında malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-) Dava 24.04.1998 tarihli iş kazasında sürekli iş göremez durumuna giren sigortalı Mehmet Çebiç'e yapılan sosyal sigorta yardımlarının tahsili istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Gelir bağlama kararına göre iş kazasına maruz kalan sigortalının % 100 oranında sürekli iş göremez durumunda olduğu ve bakıma muhtaç olduğunun anlaşılmasına göre; kurumun rücu alacağının tavanını teşkil eden tazminat miktarının hesaplanmasında bakım giderlerinin tavan hesabına dahil edilmesi gerekirken tavan hesabına dahil edilmemiş olması isabetsiz ise de bu yanlışlık iş bu davada sonucu etkilemeyeceğinden ve ileride açılacak davalarda gözetilmesinin mümkün bulunmasından dolayı bozma sebebi sayılmamıştır.
2-) Yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 423, Avukatlık Kanunu'nun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekirken, Avukatlık Kanunu'nun; avukatla iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen 164/son maddesine yanlış anlam verilerek, taraflar lehine hükmolunması gereken avukatlık ücretinin; yazılı şekilde davacı kurum vekiline verilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Anayasa'nın 73. maddesi, Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. düzenlemesini içermekte olup, öğreti ve uygulamada verginin yasallığı olarak adlandırılan bu ilke, vergi, resim, harç ve benzeri kamusal güce dayalı bütün yükümlülüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğunu öngörmektedir. Vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı gibi unsurların yanında, vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin de yasayla düzenlenmesi gereği anılan hükmün zorunlu sonucudur.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 20. maddesinde yer alan,
1-) Teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir.
2-) Bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade eder. düzenlemesindeki vergi matrahı tanımından hareket edildiğinde de, davada haksız çıkan tarafın, davada lehine hüküm kurulan tarafın vekilinin hizmetinden yararlanan kişi olarak nitelenemeyeceği gibi, aynı maddenin 4 numaralı bendi de, Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. açık hükmünü içermektedir.
04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde yer alan, Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir. ifadesinin, yukarıda sıralanan yasal gerekler gözetilerek oluşturulmuş bir düzenlemeyi içermediğinden ve normlar hiyerarşisine uygun hukuksal bağlayıcılık kazanmış bir düzenleme niteliğini kazanmadığından, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 423. maddesinde yer almayan bir unsurun da yargılama giderleri kapsamında hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kuşkusuz bir kimsenin katma değer vergisi mükellefi olup olmadığına ilişkin uyuşmazlıklar adli yargı yerinde çözümlenemez.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hüküm fıkrasının vekalet ücreti taktirine ilişkin bendinde yer alan 1.782.528.290 TL vekalet ücreti + KDV'nin davalıdan alınarak davacı kurum vekiline verilmesine sözlerinin silinerek yerine kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.782.528.290 lira nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine sözlerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 26.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy