(1479 S. K. m. 53, Ek. m. 11) (619 S. KHK. m. 28)
Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile sağlık yardımlarından faydalanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Fatih Arkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Vezir E.'in, Bağ-Kur'un sağlık yardımı verilmemesi hakkındaki işleminin iptali ile sağlık yardımlarından yararlandırılması gerektiğinin tespitine yönelik isteminin, Mahkemece; davacının sağlık sigortasından yararlanabilmek için gerekli olan Kuruma borçlu bulunmama koşulunu yerine getirmediği nedenle reddine karar verilmiştir.
İptali istenen Kurum yazısı ve davacının sicil dosyasının incelenmesinde; davacının, 8.2.2000 tarihinde isteğe bağlı sigortalı olduğu, 24.11.2000 tarihi ile tüm prim borçlarını ödeyerek sağlık karnesi alarak sağlık sigortasından yararlanmaya başladığı, 2001 Ocak ayından itibaren tüm primlerini ödemesine karşın, 2000-Aralık ayı primini ödemeyi atlamış olması sonucunda sürekli devam eden borçluluk hali nedeniyle isteğe bağlı sigortalılığı davalı Kurum tarafından, resen 31.10.2001 tarihinde sona erdirildiği, ancak prim ödemelerinin devamı karşısında ise 10.01.2002 tarihinde isteğe bağlı sigortalılığının resen yeniden, fakat sağlık sigortasız olarak başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davada amaçlanan, sağlık sigortası kapsamında isteğe bağlı sigortalı olma durumunun devamının sağlanmasıdır.
Bilindiği üzere, 3235 sayılı Yasanın 1. Maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen Ek Madde 11 ile 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılar... sağlık sigortası kapsamında iken, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28. Maddesi ile yapılan değişiklik ile sağlık sigortası kapsamından isteğe bağlı sigortalılar çıkarılarak, sadece zorunlu sigortalı olanlar kapsamda tutulmuşlardır. Davalı Kurum işleminin tanımlanan niteliği ile hukuksal dayanağı; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 2. Maddesi olup, madde içeriği ile Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihte 1479 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalı olanların sigortalılıkları bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihe kadar birikmiş tüm prim borçlarını, Kanun Hükmünde Kararnamenin yayım tarihini takip eden altı ay içinde ödemeleri şartıyla devam ettirilir. Bu şartı yerine getirmeyenlerin sigortalılıkları ise son prim ödeme tarihi ile sona erdirilir. Ayrıca Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlük tarihinden önce herhangi bir nedenle sağlık sigortası kapsamında prim ödemeyen isteğe bağlı sigortalılar sağlık sigortası kapsamına alınmayacakları ifade edilmektedir. Anılan Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemenin, Anayasa Mahkemesinin 8.11.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 26.10.2000 tarih ve 2000/61 Esas, 2000/34 Karar sayılı kararı ile iptal edilerek, iptal kararının 9 ay sonra olmak üzere 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olması karşısında, anılan düzenlemeye dayalı olarak yapılan iptal işleminin yasal dayanağının ortadan kalkmış olduğu dikkate alınarak istemin kabulü gerekmektedir.
Kabule göre de; davacının 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4.10.2000 tarihli 24190 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarihe kadar ki tüm prim borçlarını 24.11.2000 tarihinde ödediğinin anlaşılması karşısında da 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 2. Maddesinde aranan yayıma kadarki tüm prim borçlarını altı ay içinde ödeme koşulunun somut olayda gerçekleşmiş olduğu, ödenmeyen prim borcunun ise anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımından sonraya ait bulunması ve bu borcun 1479 sayılı Yasanın 53. Maddesi ile tahsilinin mümkün olması nedeniylede davacının, Bağ-Kur sağlık sigortası kapsamında olduğunun kabulünde yasal zorunluluk vardır.
Yukarıda açıklanan hukuksal ve maddi olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Vezir E.'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy