(1479 S. K. m.24)
Dava: Davacı, Bağ-Kur kaydının iptali ile Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emeklilik hakkının tanınmasına ve malullük aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının itirazlarına gelince:
Bağ-Kur sigortalılığı için 1479 Sayılı Kanunun 24. maddesinde öngörülen temel unsur, "kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmadır" yasa koyucu çalışma olgusu ile birlikte "vergi kaydının veya esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olma" yada Kanunla kurulu meslek kuruluşuna kayıtlı olma "koşulunu da ayrıca aramaktadır. Bağ-Kur sigortalılığı için asıl olan kendi adına bağımsız çalışma olgusu olduğuna göre yasal bir karine teşkil eden vergi kaydının (veya sicil ve meslek kuruluş kaydının) aksi, aynı güç ve değerde delillerle ispat olunabilir.
Gerçekten fiili ve gerçek çalışmaya dayanmayan vergi kaydına itibar edilmeyeceği gibi, her nasılsa kayıt altına alınmamış 1479 Sayılı Kanuna tabi gerçek nitelikteki bağımsız çalışmaya da geçerlilik tanınması gerekir.
Mahkeme, davanın reddine dair kararın gerekçesinde, Bağ-Kur'lu çalışmanın gerçek ve fiili olduğunu kabul etmiş ise de, bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı görülmüştür. Uyuşmazlık konusu devrede davacının ne tür bağımsız çalışmasının olduğu resen araştırılmalıdır. Bu hususta Bağ-Kur kayıtları celbedilmeli, davacının yürüttüğü kabul edilen işin niteliğine göre, belediye zabıta, sağlık müdürlüğü gibi ilgili resmi kuruluş kayıtları celbedilmeli, tarafların göstereceği veya resen belirlenecek tanıkların bilgisine başvurulmalı, bu suretle, fiili çalışmanın varlığı ve süresi açık bir şekilde tespit edilmelidir. Öte yandan dosya içindeki Sosyal Sigortalar Kurumu şahsi sicil dosyasında davacının 1967 yılında Sosyal Sigortalar Kurumuna zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği ve 2001 yılına kadar aralıklarla toplam 3712 gün sigortalı hizmetinin bulunduğu anlaşıldığına göre, bir kişinin aynı anda iki ayrı sigorta Kurumuna tabi olamayacağı, yasal olarak çifte sigortalılığa cevaz verilemeyeceği gözetilmeden, davacının zorunlu Sosyal Sigortalar Kurumlu olduğu sürelerinde Bağ-Kur'lu olarak kabulündeki isabetsizlik ortadadır.
Aynı tarihlerde iki ayrı sigorta Kurumuna tabi olarak zorunlu sigortalılığın varlığı halinde ise bunlardan hangisinin kişinin hayatında ekonomik ve fiili yönden baskın çalışma teşkil ettiğinin de ayrıca araştırılması gerekir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda yargılama yaparak varılacak sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy