(1479 S. K. m. 35, 39)
Dava: Davacı,murisi İsmail in 06.12.2000 tarihli talebini izleyen aybaşından itibaren yaşlılık aylığına müstehak olduğuna ve kendisine dul yetim aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme,ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin murisi İsmail in 25.12.2001 tarihinde öldüğünü, ölmeden önce 06.12.2000 tarihinde Bağ-Kur'a başvurarak yaşlılık aylığı bağlanmasını istediği hâlde; Bağ-Kur'un bu talebini reddettiğini, Kurum sataşmasının giderilerek tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ve ölüm tarihinden itibaren bu aylığın dul - yetim aylığına dönüştürülmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, murisin çalışmalarına ait primleri toptan ödeme şeklinde geri aldığını, yaptığı ihya işleminin yasaya uygun bulunmadığını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir.
Muris İsmail, D. Marangozlar ve Mobilyacılar Derneğindeki kaydına istinaden 4.basamaktan Bağ-Kur'a 07.04.1981 tarihinde kayıt ve tescil edilmiştir. Sigortalı 16.11.1987 tarihinde Bağ-Kur'a verdiği dilekçe ile Marangozluk işini 31.01.1986 tarihinde terk ettiğini, isteğe bağlı sigortalı olmak istediğini bildirmiştir. Gerçekten marangozluk işinden dolayı 08.01.1979 tarihinde başlayan vergi mükellefiyeti 31.01.1986 tarihinde sona ermiştir. Oda kaydı 07.04.1981 - 09.11.1987 tarihleri arasında, Esnaf Sicil Kaydı,02.04.1985 - 03.08.1998 tarihleri arasında devam etmiştir. Bağ-Kur, D. Marangoz ve Mobilyacılar Derneğindeki kaydının sona erdiği 09.11.1987 tarihine kadar murisi zorunlu sigortalı olarak kabul etmektedir. Bu durumda, sigortalının isteğe bağlı sigortalı olmak için Kuruma yaptığı başvuru tarihini takip eden aybaşından itibaren 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi gereğince isteğe bağlı sigortalılığı başlamış ve 30.09.1993 tarihine kadar, 1987 yılı Kasım'ından başlamak üzere prim ödediği prim ekstresinden anlaşılmaktadır. İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirmek için Kuruma bir başvurusu olmamış, zorunlu sigortaya tâbi bir çalışması olmamıştır. Öyleyse toptan ödeme tarihine kadar isteğe bağlı sigortalılığının geçerli bulunduğu kabul edilmelidir.
Sigortalı 16.11.1987 tarihinde 27.10.1950 - 1952 yılları arasında geçen askerlik süresini borçlanmak için başvurmuş; Kurum, 29.04.1984 tarihinde 9.873.600 lira borçlanma bedelini 2 yıl içinde ödemesini istemiştir. Borçlanma karşılığının ödenip- ödenmediği araştırılmamıştır. Bu konuda dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Murisin 16.11.1987 tarihinde Ek Geçici 4.madde gereğince 10 yıla tamamlama borçlanması için talepte bulunduğu borçlanma tutarının ne kadar olduğu konusunda bir belge yok ise de; sigortalının 29.04.1992 tarihli dilekçesinde, borçlanma karşılığı 16.06.1988 tarihinde 123.948 lira ödedim,tamamını ödeyemedim, bu parayı askerlik borçlanmasına sayın dediği anlaşıldığından, mahkemenin ödenen bu miktar karşılığı süreye isabet eden borçlanma süresini geçerli sayması gerektiği Dairemizin yerleşmiş îçtihatları gereğidir. Murisin bu esaslara göre sigortalılık süresi saptandıktan sonra, 27.05.1994 tarihli toptan ödeme isteminin 2229 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 39.maddesinde öngörülen koşullara uygunluğu mahkemece araştırılmamıştır.
Özellikle 1479 sayılı Kanunun 39.maddesine göre çalıştığı işten ayrılan, malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş bulunan sigortalılara istekleri üzerine toptan ödeme yapılmaktadır. Muris 1930 doğumludur. Toptan ödeme tarihinde 64 yaşındadır. Kurum, yukarıda izah edilen çerçeve dahilinde sigortalının hizmetlerinin aynı Kanunun 35.maddesinde öngörülen yaşlılık aylığı bağlanmasına yetip yetmeyeceğini göz önüne almamıştır. Kurumun, Kanuna aykırı bir işlem yapıp yapmadığı irdelenmeden Mahkemenin eksik araştırma ile yazılı şekilde karar vermesi isabetsizdir.
Öte yandan, ihya işlemi sırasında sigortalıyı uyarıcı, ihya koşullarının hangi hâllerde mümkün olduğu konusunda anayasal görevini yerine getirmeyen davalı Kurumun iyiniyetli olduğunu söylemek, bu davada mümkün görülmemiştir.Zira, sigortalıya yasal faiziyle birlikte ihya nedeniyle ödeyeceği borç miktarını söylediği hâlde, zorunlu ve isteğe bağlı sigortalı olma koşulu ile ihya isteminde bulunabilirsin şeklinde yol gösterici bir tutum içine girmemiştir. Kurumun böyle bir anlayışı ile Anayasa'da sözü edilen "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir." kuralını gereği gibi yerine getirmemiştir. Bu durum Sosyal Hukuk Devleti ilkeleri ve ödevleri ile bağdaşmaz.
İşbu maddî ve hukukî olgular yeterince irdelenmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 26.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy