(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi :
Karar: Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine davacı kurumca bağlanan gelirdeki artışların davalı işverenden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Öncelikle davacı Sosyal Sigortalar Kurumunun 506 sayılı Kanunun 26/1. maddesine dayalı rücu hakkı; kanundan doğan kendine özgü nitelikte haleflik ilkesine dayanmakta olup, iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan sigortalı ya da bunların hak sahiplerine iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası kolundan Sosyal Sigortalar Kurumunca bağlanan gelirlerde yapılacak artışlar, gerçek zarar tavanı dahilinde kalması şartıyla tazmin sorumlularından rücuan tahsil edilebilir. (YİBBGKK 01.07.1994 T, 1992/3 E, 1994/3 K)
Hal böyle olunca, Mahkemece; hak sahibi anne ve babanın, kesinleşmiş önceki rücu davasında hükme esas kılınmış 17.02.1995 tarihli hesap raporunda öngörülen maddi zararlarına davada teselsül hükümlerine dayanılmaması nedeniyle sadece davalı işverenin % 50 kusur payı uyarlanarak bulunacak miktarlardan yine ilk rücu davasında hükmedilen gelirler, her bir hak sahibi için ayrı ayrı olmak üzere indirilerek sonucuna göre dış tavan kontrolü yapılması gerekirken, gelirdeki artışın istenemeyeceğinden bahisle davanın reddi;
Kabule göre de; davanın hukuki nitelikçe Kurumun rücu alacağına ilişkin olması karşısında karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmı uyarınca nisbi Avukatlık Ücretine hükmedilmesi gerekirken ikinci kısım ikinci bölümünde belirtilen maktu Avukatlık Ücretine hükmedilmesi ayrıca, davalı şirketin unvanının karar başlığında yanlış gösterilmesi; usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy