(2709 S. K. m. 73) (506 S. K. m. 39) (818 S. K. m. 53) (4616 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 237, 388, 389, 417, 423) (1136 S. K. m. 164, 169) (3065 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, trafik kazası sonucu geçici işgöremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Elvan Şedele Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Davacı Sosyal Sigortalar Kurumu, dahili davalıların murisi ve ölü sürücü Nafiz ile diğer davalı ve karşı sürücü Elvan idaresindeki araçların çarpışması sonucu zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan yolculardan Handan ve Zeynep Kaya için yapılan tedavi giderlerinin tahsilini istemiştir.
Mahkeme, ceza dosyası içinde bulunan ve davalı Elvan Şedele'yi 8/8 oranında kusurlu bulan 06.04.2000 tarihli kusur raporunu esas alarak, dahili davalılara yönelik davanın reddine, Elvan aleyhindeki davanın kabulüne karar vermiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 39. maddesidir. Yukarda bahse konu 06.04.2000 tarihli kusur raporuna rağmen 17.08.1998 tarihli kaza tespit tutanağında Elvan'ın tali, Şerit tecavüzü yapan dahili davalıların murisi Nagiz'in ise asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Yine ceza dosyası içinde bulunan 08.11.1999 tarihli Adli Tıp Raporunda ise çarpma noktasının ilişkin olduğu şerit ve yönün tespit ve değerlendirilmesine göre davalı Elvan'ın tam kusurlu yada hiç kusurunun bulunmadığı şeklinde ikili bir mütalaada bulunulmuştur. Ancak söz konusu ceza davası 4616 Sayılı Yasa uyarınca ertelenmiş olup, dolayısıyla kazanın oluşuna ilişkin Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi anlamında ve hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte maddi vakalarla ilgili kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı mevcut değildir.
Öte yandan Malatya İş Mahkemesi'nin 2000/35 esasında görülüp kesinleşen rücu alacağı davasında ise Sosyal Sigortalar Kurumu, aynı kazada yaralanan sigortalı Şefik ve çocuğu için yapılan tedavi giderlerinin her iki araç sürücüsü ile araçların sigorta şirketlerinden tahsili yoluna gitmiş, yargılama aşamasında ise dahili davalıların murisi ölü sürücü Nafiz hakkındaki davayı atiye bırakmıştır. İş bu davada hükme esas alınan 15.11.2000 tarihli 3 kişilik kusur raporunda ise dahili davalılar murisine %75, Elvan'a %25 oranında kusur izafe edilmiştir. Söz konusu davada verilen karar, gerek zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan kişiler gerekse taraflar yönünden irdelendiğinde her ne kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesi çerçevesinde kesin hüküm niteliğinde değilse de kazanın oluş şekli ve kusur dağılımı bakımından kuvvetli bir delil niteliğindedir. O halde oluşa ve dosya kapsamına uygun bulunan bu dosyadaki rapora göre tarafların sorumluluklarının değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Diğer yandan yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 423, Avukatlık Kanunu'nun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekirken, Avukatlık Kanunu'nun; avukatla iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen 164/son maddesine yanlış anlam verilerek, taraflar lehine hükmolunması gereken avukatlık ücretinin; yazılı şekilde davacı vekiline verilmesine karar verilmesi,
3- Yine Anayasanın 73. maddesi ile 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 20. maddesi hükümlerine göre, lehine hüküm kurulan taraf vekilinin hizmetinden yararlanan kişi olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmayan davada haksız çıkan taraf aleyhine, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 423. maddesi hükmüne aykırı olarak 04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesi gereğince asgari ücret ile birlikte Katma Değer Vergisine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy