(2709 S. K. m. 73, 129) (1086 S. K. m. 423) (3065 S. K. m. 20) (657 S. K. m. 13)
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hükmün, davacı Avukatı davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Anayasanın 129/5 maddesinde "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve Kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." hükmünün öngörülmüş olmasına, keza 657 Sayılı Kanun'un 13. maddesi de bu hususu amir olduğundan yetkilerini kullanırken deyiminin; uygulamada görevlerini yaparken biçiminde yorumlanmasına, normlar hiyerarşisine göre önce Anayasa ve sonra sırasıyla, Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin uygulanması prensibinin hukukun evrensel kurallarından bulunmasına göre eylem veya işlemin görev kusuru olarak nitelendirilebildiği hallerde, kişisel kusura dayanılarak devlet memurları hakkında Adli Yargıda doğrudan doğruya dava açılmayacağından davalıların savunmaları doğrultusunda devlet memuru statüsünde çalışan kişilerden olup olmadıklarının araştırmamış olması,
2- İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin gerçek zarar tavan değerlerinin tespitine ilişkin hesap raporunda, sigortalının tazminat hesabına esas geliri belirlenirken, toplu iş sözleşmeleriyle sağlanan hak ve yardımlar da gözetilmiş olmasına karşın, davalıların itirazı, ölen sigortalının Kurum' a bildirilen ücretleriyle prim oranları ve toplu iş sözleşmesi hükümleri gözetildiğinde, daimi işçi konumunda çalışmayan sigortalının toplu iş sözleşmesinden yaralanan işçiler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda, ücret tediye bordroları, işyeri kayıtları ve tarafların sunacakları diğer kanıtlar da gözetilmek suretiyle bir sonuca varılması gerekirken, sigortalının fiili ücreti konusundaki çelişkinin giderilmesi gereği gözetilmeksizin düzenlenen hesap raporunun hükme dayanak yapılmış olması,
3- 4.12.2002 Tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde yer alan ve hükmedilen vekalet ücretine katma değer vergisi eklenmesini öngören düzenlemenin, Anayasa'nın 73. ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 20. maddesi hükümleri karşısında hukuksal bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilmeksizin, HUMK'nun 423. maddesinde yer almayan bir unsurun yargılama giderleri kapsamında karar altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy