(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, trafik kazasında ölen ve yaralanan sigortalı işçiler için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, 05.11.1996 tarihinde meydana gelen trafik iş kazasında yaralanan Kurum sigortalısına yapılan tedavi giderleri ile aynı kazada vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin kusurlu sürücü ile zararlandırıcı sigorta olayına karışan aracı sigortaladığı iddiası ile davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı biçimde rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Sigorta şirketleri zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesi ile işletenin; motorlu araçların işletilmesinden dolayı Karayolları Trafik Kanunu ve genel hükümlere göre oluşan sorumluluğunu; kişiye gelen zararları "tedavi giderleri" ve "tedavi giderleri dışında kalan ölüm dahil bedeni zarar" olmak üzere poliçede kişi ve kaza başına öngörülen sorumluluk limitleri dahilinde teminat altına aldıkları gibi İhtiyar mali sorumluluk sigortası ile de ZMS sigortasıyla getirilen limitler üzerinde kalan hukuki sorumluluk yine poliçede yazılı azami limite kadar sigorta güvencesine alınmaktadır. Bu bağlamda sigorta şirketinin aynı aracı zorunlu mali sorumluluk sigortası yanında ihtiyari mali sorumluluk sigortasından da sigortaladığının anlaşılması durumunda; sigorta şirketi bu sigorta sözleşmelerinin getirdiği yükümlülüklerin doğal sonucu olarak her iki limitin gerektirdiği tazminat miktarı ile sorumlu olacaktır.
Somut olayda da davalı sigorta şirketinin zararlandırıcı sigorta olayına karışan araca ilişkin olarak hem ZMSS, hem de İMSS sözleşmesi yaptığının anlaşılması karşısında; öncelikle İMSS poliçesi celbedilerek ve yine Kurumun rücu davasından önce sigortalı Hüseyin Yörük ile aynı kazada ölen sigortalı Ali Rıza Toprak'ın hak sahiplerine davalı sigorta şirketince yapılan ödemelerin ilişkin olduğu zarar türleri gerektiğinde bu kişiler de tanık sıfatıyla dinlenip saptanarak ve tedavi giderleri ile ölüm dahil diğer bedeni zarar limitleri ayrı ayrı gözetilmek suretiyle bu ödemelerle ZMSS ve İMSS sorumluluk limitlerinin tüketilip tüketilmediği araştırılarak sonucuna göre varsa sorumluluk limitinden kalanla sınırlı biçimde davalı sigorta şirketinin Kurumun rücu alacağından sorumluluğuna hükmedilmesi gereğinin gözetilmemesi;
3-Davacı Kurumun rücu alacağının dış tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde; zararın tespiti aşamasında; hükme en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınarak hesaplama yapılması gereği kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekmesine rağmen hüküm tarihinden ( 20.09.2002 ) önce yürürlüğe giren asgari ücret artışlarını yansıtmayan hesap raporunun hükme dayanak kılınması; Hak sahibi kız çocuklarının destekten yararlanma sürelerinin evlenmelerinin üstün olasılık dahilinde bulunduğu yasa göre belirlenmesi gerekmekte olup; gerçeğin varsayımlara üstünlüğü ilkesi kapsamında somut olayda 17.08.1978 doğumlu olan kız çocuğunun halen evlenmediğinin saptanması durumunda; destekten yararlanma süresinin 22 yaşın ikmalinden daha uzun süreyi kapsayacak yaşa göre belirlenmemesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy