(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı,meslek hastalığı sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren ve bilahare ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 01.02.1983 tarihinde yakalandığı meslek hastalığı sonucu %42 oranında sürekli işgöremezlik durumuna düşen ve sürekli iş göremezlik geliri bağlanan sigortalı Hasan'ın 01.03.1994 tarihinde öldüğü, sigortalının işten ayrıldığı tarihteki meslekte kazanma güç kaybı oranının %42 ve bu orana isabet eden işveren kusurunun %74.44 olduğu,sigortalıya bağlanan gelirlere ilişkin olarak 28.07.1989 tarihinde açılan 1989/432 sayılı ilk rücu dosyasında hükme dayanak yapılan 20.03.1970 tarihli hesap raporuna göre sigortalının maddi zararının 14.765.957.51 lira olarak belirlendiği bunun 12.307.334 lirasının hüküm altına alındığı sonradan sigortalının %42 oranındaki meslekte kazanma güç kaybı oranına göre bağlanan gelirlerde artış meydana geldiği ve meslekte kazanma güç kaybı oranının 01.07.1988 tarihinden itibaren %58'e yükselmesi sonucu %16 fark malüyet karşılığı sigortalıya peşin değerli gelir bağlandığı, buna ilişkin olarak 16.07.1991 tarihinde açılan 1991/292 sayılı ikinci rücu dosyasında hükme dayanak yapılan 30.11.1991 tarihli hesap raporuna göre sigortalının maddi zararının 18.659.834 lira olduğu, bundan mahkemece verilen karardaki miktar tenzil edilip kalan gerçek zarar ve Kurum'un zararı mukayese olunarak Kurum'un talebi olan 5.461.009 liranın hüküm altına alındığı dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Sigortalının ölümünden sonra açılan iş bu davada; sigortalının ölümü nedeniyle hak sahibi eşine Kurum'ca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanun'un 26.maddesi uyarınca rücuan ödetilmesi istenilmiş, zararlandırıcı olaya maruz kalan sigortalıya halef olarak önceden açılan tazminat davasında kesinleşen kusur ve gerçek zarar davacı Kurum'u bağlayacağından ve davaya konu zarar gerçek zarar tavan miktarını aştığından kesin hüküm uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun sürekli işgöremezlik geliri almakta iken vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin peşin değerinin davalıdan istenilip istenilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Sigortalı ölmekle hak sahipleri onun desteğinden yoksun kalmışlardır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasa'nın 26.maddesinin birinci fıkrasında,"hesaplanacak sermaye değerleri toplamı sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı almak üzere Kurum'ca işverene ödettirilir." hükmüne yer verilmiştir.Görüldüğü gibi işverenin hak sahiplerine bağlanan gelirler yönünden de tavanla sınırlı biçimde sorumlu olacağı yasanın buyurucu nitelikteki hükmü gereğidir. Bu durumda, sigortalının ölümü üzerine hak sahiplerine bağlanan gelirler yönünden ortaya çıkan olgu, sigortalının ölümünden önceki sürekli işgöremezlik halinden ayrı bir olgudur. Böyle olunca da, sigortalının ölümünden önce sürekli işgöremezliği nedeniyle Kurum'ca açılan rücu davasında hükmedilen miktar, sigortalının ölümünden sonra Kurum'ca haksahiplerine yapılan sosyal sigorta giderlerinin ödetilmesi davasında dikkate alınmaz. Kuşkusuz sigortalının ölümünün meslek hastalığı sonucu meydana geldiği tartışmasız bulunduğundan, meslek hastalığı ile ölüm arasında var olması gereken illiyet bağının gerçekleşmiş olduğu açık seçik ortadadır.
Mahkemece yapılacak iş; ilk rücuda kesinleşen %74.44 oranındaki işveren kusuru esas alınıp, hak sahibinin maddi zararı ( tavan ) tespit ettirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olup,eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy