(506 S. K. m. 26/1)
Dava: Davacı, işkazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Davacı Kurum vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun, 1992/3 Esas, 1994/3 Karar sayılı ve 01.07.1994 tarihli kararında; 506 sayılı Yasanın 26/1. maddesine dayalı olarak açılan rücu davalarının, kanundan doğan ve temelinde geri alma hakkı bulunan, kendine özgü nitelikte haleflik hukuksal temelinde, on yıllık akdi zamanaşımına tabi olduğu ve zamanaşımının her bir gelir artışının Kurum yetkili organınca onaylandığı tarihten başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesindeki "İçtihadı Birleştirme Kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerini ve Adliye mahkemelerini bağlar" düzenlemesi de gözetildiğinde, 2.12.1986 tarihli işkazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerin, 8.1.1992 ve 16.1.1992 onay tarihli bölümü yönünden, davanın açıldığı 7.5.2002 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle, anılan onay tarihli gelirler yönünden, davalının yargılama sürecinde yönteme uygun şekilde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınarak karar verilmesi gereğinin gözardı edilmesi; ayrıca dava konusu edilen meblağın, farkılı tarihlerde onaylanan birden fazla gelir bağlama kararına dayalı olduğu, hüküm altına alınan gelirler yönünden faiz başlangıç tarihinin tespitinde bu tarihlerin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine uygun olarak infazda tereddüde yol açmayacak şekilde ayrı ayrı belirtilmesi gereği gözetilmeksizin, hükmedilen meblağın tümü için aynı tarihten faiz işletilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy