(506 S. K. m. 120) (2709 S. K. m. 138) (1479 S. K. m. 66)
Davacı, yapılan yaş tashihinin geçerli olduğunun ve buna göre emeklilik yaşı hesaplanmasında gözönüne alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasal gerektirici nedenlere ve özellikle, davacının 01.11.1977 olan ilk işe giriş tarihinin karar gerekçesinde yazımındaki yanlışlığın mahal mahkemesince her zaman için giderilebilir nitelikteki yazım hatalarından olmasına ayrıca hüküm fıkrasında 20.01.1960 olarak belirtilen tarihin davacının doğum tarihi olarak algılanması gereğinin hüküm içeriğinden anlaşılmasına göre, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Üye M.Zafer Erdoğan'ın muhalefetine karşı; Başkan Coşkun Erbaş, Üye Sami Koçak, Süleyman Caner ve Neslihan Sever'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 09.03.2004 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davanın kanuni dayanağı 506 s. Kanunun 120. maddesinin 2.fıkrası olup, uyuşmazlık; ilk kez sigortalı bir işe girdikten sonra mahkemece düzeltilen doğum tarihinin Sosyal Sigortalar Kurumunca yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınıp alınamayacağı noktasındadır.
Her ne kadar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138/4 maddesi yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez hükümü gereğince mahkeme kararlarına uyulması anayasal bir zorunluluk ise de; davanın kanuni dayanağını oluşturan 506 s. Kanunun 120/2 maddesi, sonradan yapılacak yaş düzeltmelerinde kimi kötü uygulamaları önlemek amacıyla özel bir düzenleme getirmiş ve belirli sigorta kollarında hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirtmiştir. Gerçekten anılan maddede çok açık olarak yaşlılık, ölüm ve maluliyet sigortalarına ait yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında; sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Hiçbir yoruma yer vermeyecek biçimde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil gününden çok sonra yapılan yaş düzeltilmesinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim, bu husus 1479 s. Bağ-Kur Yasası'nın 66. maddesinde de hükme bağlanmış olup, Emekli Sandığı Yasasında da anılan maddeye paralel hükümler yer almaktadır. Elbette ki, kesinleşmiş bir yargı kararının bu özel düzenleme dışındaki uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı tartışmasızdır.
Somut olayda, davacı Sosyal Sigortalar Kurumuna 01.11.1977 gününde tescil edilmiş olup, doğum tarihi kayden 20.01.1965 iken, Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla 20.01.1960 olarak düzeltilmiştir. Yukarda sıralanan esaslar dikkate alındığında Kurumun ilk tescil gününden sonra gerçekleşen yaş düzeltme kararını dikkate almaması isabetlidir. Esasen HGK. 09.10.2002 gün ve 2002/761-777 s. ve Dairemizin 30.12.2003 gün ve 2003/8167-10095 sayılı, keza aynı gün ve 2003/7964-1044 s. kararları da bu yöndedir. Bu nedenle yaşlılık aylığı tashihi yönünden sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihine değer verilmesi gerektiği yönündeki kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy