(506 S. K. m. 120)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, kesinleşen mahkeme hükmü ile 02.01.1958 olarak belirlenen doğum tarihi esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 120. maddesinin 2. fıkrası olup, uyuşmazlık; ilk kez sigortalı bir işe girdikten sonra mahkemece düzeltilen doğum tarihinin Sosyal Sigortalar Kurumunca yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınıp alınmayacağı noktasındadır.
Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumuna ilk kez 01.02.1978 tarihinde tescil edilmiş olup, doğum tarihi 02.01.1962'dir. Davacının doğum tarihi Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.1978 tarihli kararı ile 02.01.1958 olarak düzeltilmiş ancak, buna rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
506 Sayılı Yasanın yaşlılık sigortasına ilişkin uygulamalar açısından "yaş koşulunun" gerçekleşmesi, belli süre prim ödenmesi önem taşımaktadır. Bu nedenle Yasanın 120. maddesi sonradan yapılacak yaş düzeltmelerinde kimi kötü uygulamaları önlemek amacıyla özel bir düzenleme getirmiş, belli sigorta kollarında hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Buna göre yaşlılık ölüm ve maluliyet sigortalarının uygulanmasında sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğüne kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağını hükme bağlamıştır. Sosyal Sigortalar Kanununun 120. maddesinde bahsedilen "ilk kaydın esas alınacağı" hükmüyle güdülen amaç bir kimsenin birden çok değişik tarihlerde nüfusa kaydedilmiş olması, nüfus kütüğü ile nüfus cüzdanı arasında uyuşmazlık olması gibi hallerde ilk kaydın esas alınacağıdır. Yoksa kesinleşmiş mahkeme hükmü ile değiştirilen doğum tarihinin gözönünde tutulmayacağı değildir. Başka bir anlatımla kesinleşmiş mahkeme hükmü ile düzeltilmiş yaş kaydının asıl kabul edilmesi gerekir. Nitekim anılan madde paralelinde oluşturulan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 83. maddesinde bu yön "... sonraki kayıt idare ve kaza mercilerinden verilmiş bir kararla yapılmış veya düzeltilmiş ise kararlar kesinleşmiş olmaları şartıyla nüfus kayıtlarına geçirilmemiş olsa bile bu kayıt esas alınır..." şeklinde açıkça ifade olunmuştur. Şu halde yaş düzeltme işleminin bir hakkın suiistimali niteliği taşımadığı durumlarda, kesinleşmiş mahkeme hükmü ile düzeltilmiş yaş kaydının asıl kabul edilmesi gereği vardır. Kaldı ki, yaş tashihine ilişkin dava ilk işe giriş tarihinde henüz onsekiz yaşını doldurmamış olan sigortalının reşit olduktan ve bu anlamda dava açma ehliyetini elde ettikten kısa bir süre sonra dava açarak gerçek yaşının kayıtlara yansıtılmasını sağladığı, askerlik ve diğer resmi işlemlerinde düzeltilmiş yaşının esas alındığı, vücut gelişimi ile yaşı arasında herhangi bir uyumsuzluğun ortaya çıkmadığı dosya içeriğinden anlaşılmakta olup, gerçeğe aykırı kaydın bilimsel ve hukuki veriler ışığında düzeltilmesiyle ortaya çıkan yeni nüfus kaydının yükümlülük getiren herhangi bir resmi işlemde göz ardı edilmeyip, temel insan haklarından olan ve sigortalının emeği karşılığı ödediği primlere dayalı haklarına kavuşmasında yok sayılması, devletin bir bütün olarak vatandaşlarına tüm işlemlerinde anayasal düzenin öngördüğü yaklaşımı gösterme yükümlülüğüne de aykırı bir uygulamaya yol açmaktadır.
Sıralanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde kesinleşen yargı kararıyla düzeltilmiş nüfus kaydı esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle ve 506 sayılı yasanın 120. maddesi hükmünü lafzıyla algılayıp, sosyal güvenlik hukukuna egemen temel ilkeler ışığında değerlendirmeye tabi tutmaksızın davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Üye M.Zafer Erdoğan'ın muhalefetine karşı; Başkan Coşkun Erbaş, Üye Sami Koçak, Neslihan Sever ve Ali Göcen'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 09.03.2004 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI :
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 120. maddesinin 2. fıkrası olup, uyuşmazlık; ilk kez sigortalı bir işe girdikten sonra mahkemece düzeltilen doğum tarihinin Sosyal Sigortalar Kurumunca yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınıp alınamayacağı noktasındadır. Her ne kadar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 138/4 maddesi "yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" hükmü gereğince mahkeme kararlarına uyulması anayasal bir zorunluluk ise de; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 120/2 maddesi, sonradan yapılacak yaş düzeltmeleriyle Kurumdan haksız yardım sağlamaya yönelik girişimleri önlemek amacıyla özel bir düzenleme getirmiş ve belli sigorta kollarında hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirtmiştir. Gerçekten anılan maddede çok açık olarak "yaşlılık, ölüm ve maluliyet sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında; sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağı" hükme bağlanmıştır. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş düzeltilmesinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim, bu husus 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası'nın 66. maddesinde de hükme bağlanmış olup, Emekli Sandığı Yasasında da anılan maddeye paralel hüküm yer almaktadır. Elbette ki, kesinleşmiş bir yargı kararının bu özel düzenleme dışındaki uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı tartışmasızdır. Somut olayda, davacı Sosyal Sigortalar Kurumuna 01.02.1978 tarihinde tescil edilmiş olup, doğum tarihi kayden 02.01.1962 iken, Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla 02.01.1958 olarak düzeltilmiştir. Yukarıda sıralanan esaslar dikkate alındığında Kurumun ilk tescil tarihinden sonra gerçekleşen yaş düzeltme kararını dikkate almaması isabetlidir. Esasen HGK 09.10.2002 tarih ve 2002/761-777 sayılı ve Dairemizin 30.12.2003 tarih ve 2003/8167-10095 sayılı, keza aynı tarih ve 2003/7964-1044 sayılı kararları da bu yöndedir. Bu sebeple yaşlılık aylığı tahsisi yönünden sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihine değer verilmemesi gerektiği yönündeki kararın onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy