(506 S. K. m. 2, 4, 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 22.03.1990-24.02.1997 tarihleri arasında geçen ve davalı Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79. maddesidir. 506 sayılı Kanun'un 2. maddesi sigortalının 4. maddesi ise işverenin tanımını yapmıştır.
Sigortalı söz konusu maddeye göre bir hizmet akdine dayanarak bir işveren tarafından çalıştırılan kişidir. Hizmet akdinin temel unsuru zaman ve bağımlılıktır. İşveren ise 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerdir.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının 1992 yılından 1996 yılı Eylül ayına kadar aralıklarla davalı işverenin işyerine gelen odun ve kömür kamyonundaki malları hammal olarak boşaltma işini gördüğü ve böylece belli bir işverene bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına işini yapan kimse durumunda olduğu için 22.03.1990-01.09.1996 döneminde sigortalı sayılamayacağından bu dönemle ilgili talebin reddi, gerekir. Davacının 01.09.1996 tarihinde davalı işverene ait işyerine işe giriş bildirgesi bulunduğu ve bu işe giriş bildirgesinin 26.09.1996 tarih 1035767 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal ettiği, işverence dosyaya sunulan ücret bordrolarında 1996 yılı Eylül ve Ekim aylarında toplam 60 gün hizmetinin Kuruma bildirildiği; görülmüştür.
Davacının 01.09.1996 tarihinden 24.02.1997 tarihine kadar davalıya ait işyerinde devamlı çalıştığı ve başka işyerlerinde çalışmasının bulunmadığı kayıtlardan ve tanık beyanlarından anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş, 22.03.1990-01.09.1996 arası talebin reddine; 01.09.1996-24.02.1997 arası Kuruma bildirilenler dışındaki süre yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı düşüncelerle davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy