(1479 S. K. Geç. m. 10)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 01.07.2001 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalılığından yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra için gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, zorunlu sigortalılık süresinin, ilk tahsis talep tarihi olan 27.06.2001 itibariyle 25 yıldan fazla olduğunu ve bu nedenle kendisine bu talep esas alınmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğini, ayrıca buna bağlı olarak sağlık sigortasından yararlanmak istediğini ileri sürerek, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Yaşlılık aylığı ile ilgili uyuşmazlığın çözümünde, ilk tahsis talebinin yapıldığı 27.06.2001 tarihinde yürürlükte bulunan 4447 Sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapmak gerekir. Söz konusu Kanunla 1479 Sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddenin ek fıkrası hükmü karşısında, davacının 1479 Sayılı Kanunda 4447 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 35. madde şartlarına göre değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği ve bu hususun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı Kurumca açıkça ileri sürülmese de, sigortalı tarafından primleri yatırılmış olduğu halde vergi kaydının bulunmadığı dönemler için davacının sigortalılığına geçerlilik tanınmadığı, bilirkişi raporunda da bu hususa değinildiği görülmüştür. Oysa sigortalılığın başladığı tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuata göre geçerli olan bir sigortalılığın, daha sonra çıkarılan yasa ile geçersiz kılınması mümkün değildir.
İstikrar içindeki Dairemiz kararları bu yöndedir. Bu durumda sigorta primleri düzenli şekilde ödendiği halde Kurumca kabul edilmeyen sigortalılık sürelerine geçerlilik tanınmalıdır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının ödediği prim miktarları dikkate alındığında 27.06.2001 tarihli tahsis talep tarihi itibarıyla davanın yaşlılık aylığına hak kazandığı ve bu suretle kendisine bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.07.2001 itibariyle aylık bağlaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu sebeple mahkemenin red kararı isabetli görülmemiştir. Öte yandan, 4956 sayılı Kanunun geçici 23. maddesi hükmü ile mevcut sigortalılara sağlık sigortası prim borçlarını ödemek kaydıyla sağlık sigortasından yararlanma hakkı tanındığı halde, Kurumun bu madde hükmünü göz ardı ederek davacıyı sağlık yardımından mahrum bırakmasının yasal kurala açıkça aykırılık teşkil edeceği tartışmasızdır. Bu itibarla, davacı Kurum tarafından isteğe bağlı sigortalı kabul edilse dahi belirtilen madde gereğince davacıya sağlık yardımı sağlanması gerekir. Kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere sigortalı, 06.09.2001-21.09.2001 arasındaki on beş günlük isteğe bağlı sigortalılık süresine ihtiyaç kalmaksızın zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığına hak kazanmaktadır.
Açıklanan maddi ve hukuki sebeplerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde ret kararı verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açılanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy