(506 S. K. m. 10, 26) (818 S. K. m. 60, 125)
Dava: Davacı, işkazasında ölen sigortalı işçinin haksahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 10 ve 26.maddeleridir.
Mahkeme, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle bütün davalılar yönünden davanın reddine karar vermiş ise de, varılan sonucun işveren yönünden isabetsiz olduğu görülmüştür.
Doğru bir sonuca ulaşabilmek için davalıların herbiri yönünden konuyu ele almak hukuki durumlarına göre sorumluluklarını belirlemek ve bu sorumluluğun yasal dayanağı açısından zamanaşımı durumunu tartışmak gerekir.
Somut olayda, davalılardan K... Yapı Kooperatifi işveren, Mehmet Y. Kooperatif Başkanı ve Fahrettin Ş. ise Şantiye Şefi konumunda olup, uygulamada 26.maddeye dayalı rücü davalarında sigortalının halefi sıfatıyla Sosyal Sigortalar Kurumu 1.kişi, işveren 2.kişi bunun dışında kalanlar ise 3.kişi olarak tanımlanmaktadır. Öte yandan işveren kooperatifin 506 Sayılı Kanunun 9.maddesinde yazılı süre içinde kazalı işçinin işe başladığını bildirir işe giriş bildirgesini Kuruma vermediği ve bu nedenle 26.maddeye göre uygulama önceliği bulunan 10.madde kapsamında sorumlu bulunduğu, söz konusu madde münhasıran işverenin sorumluluğunu düzenlediğinden, diğer davalıların bu madde ile değil, 3.kişilerin kusur sorumluluğunu düzenleyen 26.madde ile sorumlu tutulması gerektiğinden işveren ve diğer davalılar yönünden zamanaşımını ayrı ayrı ele almakta fayda ve zaruret vardır. Üçüncü kişi durumunda bulunan davalılar Mehmet Yaman ve Fahrettin Şişman ile sigortalı arasında hizmet akdinden doğan bir ilişki söz konusu olmadığı gibi, sorumluluklarının temelini haksız fiil teşkil ettiğinden, zamanaşımı süresinin Borçlar Kanununun 60.maddesine göre belirlenmesi gerekir. Söz konusu maddede zamanaşımı süresi faile ve zarara ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve her halükarda olay tarihinden itibaren 10 yıldır. Olay tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiği için bu iki davalı yönünden dava, zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle haklarında verilen red kararı yerindedir.
Ancak, sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişki hizmet sözleşmesine dayandığından sigortalının halefi durumundaki Kurum ile işverene arasındaki rücu davalarında zamanaşımı Borçlar Kanununun 125.maddesine göre 10.yıldır. Zamanaşımının başlangıcı ise olay tarihi değil, Kurumca bağlanan gelirlerin onay tarihidir. O halde her ne kadar olay tarihi itibariyle 10 yıllık süre geçmiş ise de, haksahiplerine bağlanan gelirlerin onay tarihi itibariyle bu süre dolmadığından davalı Kooperatif hakkındaki davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece yapılacak, her bir onay tarihi itibariyle zamanaşımı süresini tartışmak ve zamanaşımına uğramayan miktarlar yönünden işin esasına girerek, yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy