(1479 S. K. m. 79, Ek m. 12, 14/b)
Dava: Davacı,davalı Kurum işleminin iptali borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukukî nitelikçe, davacı sigortalının hak sahiplerine, 04.07.2000 - 25.10.2001 döneminde hastalık sigortası kapsamında yapılan, ancak sonradan, fuzulî ödemeden bahisle sigortalıdan istirdadı istenen tedavi giderleri ve faizine ilişkin olarak sigortalının Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,26.07.2000 tarihinden sonraki dönemde yapılan tedavi giderleri bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
1479 sayılı Kanunun "isteğe bağlı sigortalılık" başlığını taşıyan 79.maddesi hükmüne göre; "isteğe bağlı sigortalılık, sigortalının tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarih itibariyle başlar, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tâbi olarak çalışmaya başlama ile sona erer."
Dava konusu somut olayda da; davacı sigortalının 14.12.1998 tarihinde başlayan isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığı; Sosyal Sigorta Kanununa tâbi zorunlu sigortalı olarak çalışmaya başlaması nedeniyle 01.04.2000 tarihinde sona ermiştir.
Davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna tâbi zorunlu sigortalılığının sona erdiği 01.05.2000 tarihinden sonra, Bağ-Kur'a isteğe bağlı sigortalı olarak tescil konusunda yazılı bir başvurusu yoksa da; isteğe bağlı sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde 26.07.2000 tarihinden başlayarak 21.12.2001 tarihine kadar düzenli bir biçimde sigorta primi ödemiş bulunması nedeniyle, 26.07.2000 - 21.12.2001 döneminin de isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, Mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü yerindedir.
Aynı Kanunun Ek 12.maddesinin; 4956 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükmüne göre; "1479 sayılı Kanuna tâbi sigortalılar" kapsamında, isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalıları ile bakmakla yükümlü oldukları çocuklar, anne ve babaları da, sağlık sigortası yardımlarından yararlanabilecektir.
Ne var ki, 1479 sayılı Kanunun Ek 12.maddesinin; davacı sigortalının, yeniden isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığının başladığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan hükmü kapsamında; bu Kanuna göre yeniden sigortalı olanların sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri, ilk defa sigortalı olanlardaki gibi, en az sekiz ay sağlık sigorta primi ödemiş olmaları ve prim gecikme zammı borçlarının bulunmaması koşuluna bağlanmışsa da; sonradan aynı maddede 4956 sayılı Kanunla yapılan ve 08.08.2001 tarihi itibariyle yürürlüğe giren değişiklikle hastalık sigortası yardımlarından yararlanmada; yeniden sigortalı olanlar yönünden en az dört ay eksiksiz sağlık sigortası primi ödemiş olmak yeterli sayılmıştır.
Bu yönde; sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği gözetildiğinde; özellikle sigortalı ve hak sahipleri yararına yapılan yasa değişiklikleri ile yeni yasal düzenlemelerin, eldeki tüm uyuşmazlıklarda, geçmişe yönelik olarak uygulanması gereği açıktır.
Hâl böyle olunca, somut olayda da; davacının, 26.07.2000 tarihinde yeniden başlayan isteğe bağlı sigortalılığı itibariyle hastalık sigortası yardımlarından yararlanabilmesi ancak, "en az dört ay eksiksiz sağlık sigortası primi ödemiş olmak" koşulunun varlığı hâlinden mümkün olmakla, sigortalı; 26.11.2000 tarihinden başlayarak hastalık sigortası kapsamındadır ve bu tarihten sonraki davaya konu tedavi giderleri ve faizinden Kuruma karşı sorumluluğu mevcut değildir.
Diğer taraftan, davacının 14.12.1998 tarihinde başlayan isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığı, Sosyal Sigortalar Kurumuna tâbi olarak çalışması nedeniyle 01.04.2000 tarihi itibariyle sona ermiş olsa dahi 1479 sayılı Kanunun Ek 14/b maddesi kapsamında, sigortalılık niteliğini kaydettiği tarihten itibaren 90 gün içinde ( 01.04.2000 - 01.07.2000 ) meydana gelecek hastalık hâllerinde de sağlık yardımlarından yararlanabilecektir.
Mahkemece,açıklanan maddî ve hukukî esaslar gözetilmeksizin ve kabule göre de, Kurumun 02.04.2002 günlü borç tebliğinde belirtilen 1.452.889.590 liranın; tedavi giderleri yanında işlemiş yasal faizi de içerdiği olgusu üzerinde durulmaksızın yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde davalı Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,19.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy