(4792 S.K. m.6) (4958 S.K. m.9) (506 S.K. m.,79,130) (2709 S.K. m.36) (4721 S.K. m.1)
Dava: Davacı, davalı Kurumca yapılan ölçümleme ve buna dayalı resen ek prim tahakkukuna ilişkin işlem ve itirazını reddeden komisyon kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; Kurum müfettişlerince 4792 sayılı Kanun'un 3917 sayılı Kanun'la değişik 6. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak davacıya ait işyerinde yapılan inceleme sonucunda eksik işçilik bildiriminde bulunulduğunun tespit edildiği gerekçesiyle prim ve gecikme zammının tahsiline ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece, "davanın yasal dayanağını oluşturan 4792 sayılı Yasa'nın değişik 6. maddesinde düzenlenen ölçümleme hakkının 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile iptal edildiği, resen ölçümleme işleminin yasal dayanağı kalmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
04.10.2000 tarihli 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 66. maddesi ile sigorta müfettişlerinin işyerinde belirtilen nitelikte inceleme ve ölçümleme yapma ve bu raporlara dayalı olarak da Kurum tarafından resen prim tahakkuk ettirme yetkilerini düzenleyen 4792 sayılı Kanun'un 3917 sayılı Kanun ile değişik 6. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Ne var ki, 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi'nin 31.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilmiş, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararı 10.11.2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış olup, iptal hükmü 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bir Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi halinde, o Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlükten kaldırdığı yasa hükümleri uygulanabilir hale gelmez veya kendiliğinden yürürlüğe girmez, hukuki bir boşluk meydana gelir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.01.2003 gün 2003/21-18-35 sayılı kararında da belirtildiği gibi, hukukun görevi toplumsal yaşamı düzenlemek ve ilişkilerden doğacak sorunları çözümlemektir. O nedenle, her hangi bir olay, hakkında kural yoktur diye çözümsüz bırakılmaz. Bu gibi hukuki boşluğun bulunduğu durumlarda; hakim bizzat yasa koyucu gibi davranarak, olayı çözümlemek üzere Medeni Kanun'un 1. maddesi hükmünce olaya uygulanacak kuralı bulmak ve uygulamakla yükümlüdür. ( YİBK. 18.11.1964 T. 2/4 )
Hakim önündeki davayı sonuçlandırmak zorundadır. Anayasa'nın 36/2. fıkrası uyarınca hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz. O nedenle yasada; örf ve adette olaya uygulanacak bir kural bulunmadığına dayanarak bir hakim önündeki uyuşmazlığı çözmekten kaçınamaz. Esasen, Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin özelliği, hakime kanun koyucu gibi kural koyma yetkisi vermiş olmasıyla önemi haizdir.
Hakimin yasal boşluğu doldururken takip edeceği yol; Medeni Kanun'un 1. maddesinde açıklandığı üzere, yasa koyucu gibi davranarak olayı çözümlemek üzere uygulanacak kuralı bulmak ve uygulamaktır. Esasen hüküm tarihi itibariyle uyuşmazlığın çözümüne yasal dayanak oluşturacak 4958 sayılı Yasa 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 4958 sayılı Yasa'nın 9. maddesinde Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı'na işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarını saptama yetkisi tanınırken, 506 sayılı Yasa'nın 130. maddesinde yapılan değişiklikle sigorta müfettişlerine bu konuda geniş yetkiler tanınmıştır. Ayrıca konu ile bağlantılı olarak 506 sayılı Kanun'un 79. maddesine yeni fıkra hükümleri eklenmiştir. Bu durumda Mahkemece, dava devam ederken ortaya çıkan bu yeni durumun da dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken salt Kurumun ölçümleme hakkının kalktığından söz edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy