(4792 S. K. m. 6) (506 S. K. m. 79, 130) (6183 S. K. m. 58)
Dava: Davacı, tahakkuk ettirilen ek prim ve gecikme zammı uygulamasının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle ek prim ve gecikme zammı toplamı 4.493.444.905 liranın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe 4792 sayılı Yasa'nın 6. maddesi kapsamında sigorta müfettişi raporuna dayanılarak Kurumca kendiliğinden tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı davacının borçlu olmadığının belirlenmesi ve ölçümleme işleminin iptali istemine ilişkindir.
1- Öncelikle sigorta müfettişlerine işyerinde eksik işçilik bildiriminde bulunup bulunmadığını inceleme ve buna dayalı olarak Kuruma kendiliğinden ek prim tahakkuku yetkisi veren 4792 sayılı Yasa'nın 6. maddesi, 04.10.2000 tarihli ve 616 numaralı Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırılmışsa da bu Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi'nin 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiş ve hukuki boşluk oluşmuştur.
Ancak bu konuyla ilgili olarak 506 sayılı Yasa'nın 79. ve 130. maddelerine, 06.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa ile yeni fıkralar eklenmiştir. Bu nedenle son yasal düzenleme esas alınarak hukuki boşluğun doldurulması gerekmektedir. Ne var ki, anılan Yasa ile eklenen fıkralarda öngörülen yönetmeliğin Kurumca yürürlüğe konmamış olması nedeniyle işverenlerin Kuruma karşı, yapılan işin niteliğine göre asgari işçilik bildiriminde bulunup bulunmadıklarının belirlenmesinde, şu an yürürlükte olan önceki genelge hükümleri gözetilmelidir.
Bu açıklamalar ışığı altında, Mahkemece verilen karar incelendiğinde yasal süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği anlaşılmaktadır. 4792 sayılı Yasa'nın 6. maddesinde, Kurumca kendiliğinden tahakkuk ettirilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden başlayarak ( 15 ) gün içinde Kuruma itiraz edene işverenin bu itirazın reddi durumunda red kararının tebliğini izleyen ( 15 ) gün içinde İş Mahkemesi'ne dava açabileceği kuralı getirilmiştir. Ancak işverenin yargı yolu seçiminde hata yaparak red kararından sonra açılması gereken davayı ( 15 ) günlük yasal süresi içinde olmak koşulu ile Sulh Ceza Mahkemesi'ne açması durumunda ( 15 ) günlük hak düşürücü süre kesilir ve Mahkemece verilecek kararın kesinleşmesinden başlayarak ( 10 ) gün içinde İş Mahkemesi'ne dava açması koşulu ile de artık İş Mahkemesi'ndeki dava görülür, süre gerekçesiyle reddedilemez.
Somut olayda komisyon red kararı işverene 28.12.2002 tarihinde tebliğ edilmiş, ( 15 ) günlük yasal süresi içinde işveren tarafından 02.01.2003 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesi'ne dava açılmış, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 07.04.2003 tarihinde kesin olarak "görev yönünden red" kararı verilmiş ve ( 10 ) günlük süre içinde de işveren tarafından 08.04.2003 tarihinde İş Mahkemesi'ne dava açılmıştır. Bu durumda İş Mahkemesi tarafından söz konusu davanın görülmesi ve sonuçlandırılması gerekiyor iken "süre yönünden red" kararı verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
2- Kabule göre de;
6183 sayılı Yasa'nın 58/5. maddesinde düzenlenen "Kurum lehine %10 haksız çıkma tazminatına" karar verilebilmesi için işin esası çözümlenmiş olmalıdır. Süre aşımı ve görevsizlik gibi işin esasını halletmeyen red kararından ötürü tazminata karar verilemez. Yine Kurum lehine nispi avukatlık ücretine karar verilebilmesi için uyuşmazlığın esastan çözümlenip reddedilmesi gerekli olup bunun dışındaki "red" kararlarında maktu avukatlık ücreti esastır. Mahkemece bu iki konu hakkında da yanılgılı değerlendirme sonucu verilen karar isabetsiz olup ayrıca bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy