(2926 S. K. Ek m. 2)
Davacı, eşi Osman'ın askerlik borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile kendisine ölüm aylığı bağlanmasına ve aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Dava: Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davada çözümlenmesi gereken konu, davacının, ölen tarım Bağ-Kur sigortalısı eşinin hizmetine eklenmek üzere Kuruma yaptığı askerlik borçlanması talebinin kabul edilip edilemeyeceği ve kendisine askerlik borçlanmasının kabulü hâlinde ölüm sigortasından aylık bağlanmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sigortalının ölümü üzerine davacı eş Kuruma başvurarak askerlik borçlanması talebinde bulunmuş, Sosyal Sigortalar Kurumu'na tâbi olarak yurt içinde ve Libya'da gerçekleşen hizmetleri de dikkate alınarak kendisine ölüm sigortasından aylık bağlanmasını istemiştir.
Askerlik borçlanma talep tarihi 03.03.2003 olduğundan, talep tarihinde yürürlükte bulunan 4447 sayılı Kanunla, 2926 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 2'ye göre konunun incelenmesi gerekir. Söz konusu madde 2926 sayılı Kanuna göre sigortalı olanların hak sahiplerine, sigortalının askerlikte er olarak geçen sürelerin tamamını borçlanma imkânı tanımıştır.
Davacının borçlanma talebi hakkında Kurumca ne gibi işlem yapıldığı dosya kapsamından anlaşılamamakta ise de, cevap dilekçesinden talebin kabul edilmediği anlamı çıkarılabilir.
Bununla beraber, Mahkemenin öncelikle bu konuda Kurumun yaptığı işlemi araştırması gerekir. Mevcut duruma göre 2926 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan Ek 2. maddesi hükmüne göre davacının askerlik borçlanma talebinin kabulü gerektiği ise tartışmasızdır.
Ölüm aylığı tahsis talebine gelince, askerlik borçlanma bedeli Kuruma yatırılmadığı hâlde bu süre dikkate alınarak tahsise karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Borçlanma bedeli yatırılmayan bu sürenin değerlendirilmeyeceği gözetilmeden, geleceğe yönelik ve şarta bağlı şekilde karar verilmesi yerinde değildir. Hüküm gelecekte gerçekleşeceği varsayılan muhtemel olaylara dayandırılamaz. Karar tarihi itibarîyle mevcut olan olgulara göre karar verilmelidir.
Bu nedenle, kabul edilebilir bir borçlanma söz konusu olmadığı için sigortalı hizmetten sayılması mümkün olmayan askerlik süresi eklenmek suretiyle "davacıya ölüm aylığı bağlanmasına ve yeterli sigortalılığın bulunduğunun tespiti" ne karar verilmesine imkân yoktur.
Mahkemece yapılacak iş, askerlik borçlanma talebi hakkında öncelikle Kurumun ne gibi işlem yaptığını tespit etmek, şayet talep reddedilmişse, 2926 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan Ek 2/2 maddesi hükmü çerçevesinde talebin kabul edilmesi gerektiğini dikkate alarak, davacıya borçlanma bedelini Kuruma ödemesi için önel vermek ve borçlanma bedelinin davacı tarafça yatırılması hâlinde, şimdiki gibi borçlanma bedelinin yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren tahsise karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine 1.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy