(506 S. K. m. 116)
Dava: Davacı, 01.07.2000 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile davalı Kurumların haksız uygulamaları nedeniyle alamadığı 21 aylık yaşlılık aylığından yoksun kalması nedeniyle uğradığı maddi zarar karşılığı şimdilik her aylık karşılığı 20.000.000 lira olmak üzere toplam 420.000.000 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davacı ve davalılardan Bağ-Kur Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 29.06.2000 tarihinde davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumuna yapmış olduğu tahsis başvurusunun diğer davalı Bağ-Kur tarafından hizmetlerin yanlış bildirilmesi sonucu ve askerlik borçlanmasına ilişkin bir kısım ödemelere ait dekontların hem Sosyal Sigortalar Kurumu arşivinde hem de bankadan bulunamaması nedeniyle reddedildiğini, bu nedenle daha sonra 01.04.2002 tarihli ikinci başvurusu üzerine tahsis yapıldığını iş bu dava ile 01.07.2000 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile yoksun kalınan 21 aylık aylığından her ay karşılığı şimdilik 20.000.000.lira olmak üzere toplam 420.000.000.liranın her aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep etmiştir.
Davacı tarafından askerlik borçlanmasına ilişkin ödemelerinin karşılığı 1 yıl 4 ay 6 gün olup sigortalılık başlangıcı ise 03.01.1977 olduğu, ödemeler karşılığı kadar sürenin değerlendirilmesi sonucu başlangıç tarihinin 27.08.1975 olmasına ve buna göre yaşlılık aylığı tahsisinin 27.08.2000 tarihini takip eden 01.09.2000 tarihinden itibaren yapılması gerektiğine göre davacının kurumdan alacaklı olduğu aylık sayısının toplam 19 ay olduğu gözetilerek ödenmeyen aylıkların miktarı her ay için ayrı ayrı kurumdan sorulup fiili ve gerçek durum dikkate alınarak, faiz talebi konusunda da 506 Sayılı Yasanın 116/1. maddesindeki üç aylık süre de göz önünde bulundurularak hesap yapılıp karar verilmelidir.
Mahkemece; bu maddi ve hukuki esaslar gözönünde bulundurulmaksızın eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy