(1086 S. K. m. 74) (1475 S. K. m. 73) (4857 S. K. m. 77) (506 S. K. m. 10, 26) (818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dava; işe girişi süresinde Kuruma bildirilmediği ileri sürülen ve 19.06.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %26 oranında meslekte kazanma güç kaybına uğrayan sigortalı işçi Emrullah için Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri uyarınca rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Kusur raporlarının 506 sayılı Yasanın 26, 1475 sayılı Yasanın 73, 4857 sayılı Yasanın 77 ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2. vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğinden, tarafların kusur oranlarının gerçeğe uygun olarak tespiti ve 20.04.2004 ve 30.06.2004 günlü kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için işyerinde iş güvenliği tedbirlerini alma ve bu tedbirlere uyulması için gerekli eğitim ve denetim yetki ve sorumluluğunun işverenlere ait olduğu da dikkate alınarak işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişiler kurulundan yöntemince düzenlenmiş, çelişkiyi giderici kusur raporu alınması gerekirken işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun düşmeyen 30.06.2004 günlü kusur raporunun hükme dayanak yapılması isabetsizdir.
2- Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 10 ve özellikle 26. maddesindeki ardıllık ( halefiyet ) ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi tazminat miktarı ile sınırlıdır. Davalılar tavan incelemesi yaptırılmasını istemese dahi, yasa gereği ve hakkın özüne ilişkin bulunması nedeniyle, mahkemenin tazmin sorumlularının ödemesi gereken maddi tazminat miktarlarını belirlemesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde maddi tazminat ( Tavan ) hesabı yaptırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı Kurum, 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca, istemde bulunduğu halde sigortalının işe girişinin süresinde Kuruma bildirilip bildirilmediği yöntemince araştırılmamıştır.
Davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Hakkaniyet indirimi yapılırken sigortalının müterafik kusuru oranında indirim yapılması halinde, 26. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar ile 10. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar arasında herhangi bir fark kalmayacağından hakkaniyet indiriminin, sigortalının müterafik kusurundan az olması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; sigortalı tarafından davalı işveren aleyhine açılan hizmet tespiti davasının sonucu da beklenerek davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde, işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplanacak maddi tazminat miktarından, davalının yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda belirlenecek kusur durumu da dikkate alınarak, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, sigortalının kusurunun %50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak gerçek zarar tavanı belirlendikten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak tavan aşılmamak suretiyle rücu alacağına hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı işverenin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye M. Zafer Erdoğan'ın muhalefetine karşı; Başkan Coşkun Erbaş, Üyeler; Sami Koçak, Süleyman Caner ve Coşkun Ö.'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla 13.12.2004 gününde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy