(4792 S. K. m. 6) (506 S. K. m. 79, 130)
Dava: Davacı, davalı Kuruma prim ve ceza borcu bulunmadığının tespiti ile aksine olan Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi O. Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe, 2003/386, 387 takip nolu ödeme emirlerine konu idari para cezaları ile 2003/385 takip nolu ödeme emrine konu prim borcu ve fer'ilerine ilişkin olarak, davacının 20756 sicil nolu inşaat işyerindeki tüm hissesini 24.04.1995 tarihinde M. Akay isimli şahsa satıp devretmesi, bu bağlamda işveren sıfatını taşımaması nedeniyle davalı Kuruma karşı borçlu olmadığından bahisle işbu ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu 2003/386, 387 nolu ödeme emirleri Kurumca tahakkuk ettirilen idari para cezalarına ilişkin olmakla, bu yönde; davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 140. maddesinde, idari para cezasını gerektiren haller cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı hangi mahkemede dava açılabileceği özel bir şekilde belirlenmiştir. İdari para cezasına karşı süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde yine süresi içinde ilgili mahkemede dava açılmaması veya itirazın mahkemece reddi hallerinde, idari para cezası kesinleşeceğinden, artık İş Mahkemesinde menfi tespit, itiraz ve istirdat davası açılmasına yasal olanak yoktur.
Hal böyle olunca da ödeme emirlerine konu idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği gereğince araştırılmalı, 506 sayılı Kanunun 140. maddesindeki prosedür başlatılmışsa akıbeti beklenerek sonucuna göre karar verilmeli, idari para cezasının kesinleşmesi durumunda ise, buna ilişkin dava reddedilmelidir.
2003/385 takip nolu ödeme emri, 20756 sicil nolu özel bina inşaatı işyeri ile ilgili olarak, sigorta müfettiş raporuna dayanılarak Kurumca resen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammına ilişkin bulunmaktadır.
Öncelikle sigorta müfettişlerine işyerinde eksik işçilik bildiriminde bulunup bulunmadığını inceleme ve buna dayalı olarak Kuruma kendiliğinden ek prim tahakkuku yetkisi veren 4792 sayılı Yasa'nın 6. maddesi, 04.10.2000 tarihli ve 616 numaralı Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırılmışsa da, bu Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi'nin 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiş ve hukuki boşluk oluşmuştur.
Ancak bu konuyla ilgili olarak 506 sayılı Yasa'nın 79. ve 130. maddelerine, 06.08.2003 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa ile yeni fıkralar eklenmiştir. Bu nedenle de, son yasal düzenleme esas alınarak hukuki boşluğun doldurulması suretiyle işverenlerce eksik işçilik bildiriminde bulunulması durumunda Kurumun ölçümleme yoluyla resen prim tahakkuk ettirme yetkisinin bulunduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca da, somut olayda; Kurumca resen tahakkuk ettirilen işbu prim borcunun, 4792 sayılı Kanunun 6. maddesi ve sonradan 506 sayılı Kanunun 79 ve 130. maddelerine 4958 sayılı Kanunla eklenen fıkralardaki yasal düzenlemeler çerçevesinde, kesinleşip kesinleşmediği hususu araştırılmalı davacının işbu prim borcundan dolayı sorumluluğunu belirlemede, ölçümlemeye konu inşaat işyeri yönünden işveren sıfatını taşıyıp taşımadığı konusu üzerinde durulmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy