(1479 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, davalı Kurumca yersiz olarak tahsil edilen 05.01.2002-31.08.2002 tarihleri arası döneme rastlayan 7 ay 24 günlük prim ve gecikme zamlarının iadesiyle, 01.09.1998-05.01.2002 tarihleri arasında Kurumca tahsil edilen primlerin Emekli Sandığı'na bildirilip anılan sandıkça emekli edilmesinin sağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosya içeriğinden, 27.08.1998 tarihinde 1479 sayılı Kanun uyarınca zorunlu sigortalı olarak tescil edilen davacının, 27.08.1998 tarihinde başlayan meslek kuruluşu kaydı ile, 01.09.1998 tarihinde başlayan vergi kaydının halen devam ettiği, askerlik borçlanmasına ilişkin borcunu 29.03.2002 tarihinde; 30.03.2001 tarihine kadar biriken prim borcunu bu tarihte, 30.03.2001-09.04.2001 dönemine ait prim borcunu 09.04.2001 tarihinde, 09.04.2001-31.08.2002 dönemine ait prim borcunu 12.08.2002 tarihinde ödedikten sonra aynı tarihli tahsis başvurusu üzerine davalı Kurumca kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılar için kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma asıldır. Davaya konu dönemde davacının bu nitelikteki çalışma olgusunun varlığı uyuşmazlık konusu olmayıp, aksi, davacı tarafından iddia edilmiş olmadığından anılan dönem yönünden davacının zorunlu sigortalı olduğunu kabul edip buna göre prim borcu çıkartan Kurumun işlemi de yerindedir.
Bu bakımdan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, davacının 25 yıllık sigortalılık süresinin 04.01.2002 tarihinde tamamlandığı gerekçesiyle 04.01.2002-13.08.2002 dönemine ait prim borcunun gecikme zammıyla birlikte kendisine geri verilmesi gerektiğinin tespiti yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü 1479 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca harçtan bağışık olduğundan, Kurumdan harç alınmasına yer olmadığına, 17.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy