(1086 S. K. m. 388, 389, 423) (1136 S. K. m. 164, 169) (YİBK 27.06.1956. T 1954/2 E. 1956/14 K)
Dava: Davacı, Zorunlu Tasarrufu Teşvik Hesabına yatırılması gereken tasarruf kesintileri, işveren ve devlet katkıları, bunların nemaları ve temerrüt faizleri toplamının; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.966.401.735 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Davacı, tasarruf kesintisi ile birlikte buna tahakkuk ettirilecek nema miktarını da talep ettiği halde 4853 sayılı Yasa hükümlerine göre nemanın ödenmesi konusunda bir hüküm verilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmiş olması,
2- 27.06.1956 gün ve 2/14 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtildiği üzere davacıya karşı birlikte sorumlu bulunan birden çok gerçek ve tüzel kişi aleyhine açılan bir davanın, davalılar için müşterek bir sebepten dolayı reddedilmesi halinde, reddedilen miktar gözetilerek tek vekalet ücreti taktir edilmesi gerekirken yazılı şekilde her davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti taktir edilmesi,
3- Yargılama giderlerinden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423, Avukatlık Kanununun 169 ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1. maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin; haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması hukukun genel kurallarındandır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesine ilişkin 417. maddesi bu ilkeye dayanmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün, taraflara yönelik olarak kurulması gerekirken, Avukatlık Kanununun; avukatla iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen 164/son maddesine yanlış anlam verilerek, taraflar lehine hükmolunması gereken avukatlık ücretinin; yazılı şekilde davacı vekiline verilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Hüküm fıkrasının ilk paragrafının silinerek, yerine; Davanın Kabulü ile 203.909.549 lira ana para ile 4853 sayılı Yasaya göre tahakkuk eden nema miktarının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihi olan 27.06.2003 tarihinden itibaren ana paraya ve hüküm tarihine kadar tahakkuk etmiş nemalara faiz uygulanmasına sözlerinin yazılmasına,
Hüküm fıkrasında yer alan 300.000.000 lira avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı belediye vekiline verilmesine, 300.000.000 lira avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı SSK vekiline verilmesine bentlerinin silinmesine,
Sonuç: Davacı yararına vekalet ücreti taktirine ilişkin bendinde yer alan yerine davacı vekiline sözlerinin silinerek yerine davacıya sözünün yazılmasına, yargılama gideri ile ilgili paragrafın silinerek yerine davacının yaptığı 89.250.000 lirası yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine cümlesinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 06.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy