(1479 S. K. Ek. m. 12, 54 ) (4721 S. K. m. 2) (Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliği m. 8)
Dava: Davacı, 307.981.982.-lira sağlık sigorta yardımı alacağının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosya içeriğinden, 01.10.1972 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olan ve 14.11.1996 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümünde tedavi altına alınan davacının, 31.10.1996 tarihi itibariyle 634.648 lira prim ve 63.465 lira gecikme zammı olmak üzere toplam 698.113 lira tutarındaki borcunu 25.12.1996 tarihinde ödeyip sağlık karnesini aldığı, 01.01.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının tedavi gördüğü tarihte prim borcu bulunması ve sağlık karnesinin olmaması nedeniyle Kurumca tedavi giderlerinin karşılanmayıp Mahkemece de davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun Ek 12. ve Bağ-Kur Sağlık Sigortası Yardımları Yönetmeliğinin 8. maddesinde her ne kadar, sigortalıların sağlık yardımından yararlanabilmeleri için sağlık ve sigorta prim borçlarının bulunmaması gerektiği belirtilmiş ise de; prim borcunun ödenmesinden, sigortalının düzenli prim ödeme konusundaki iradesini ortaya koyması amaçlanmış olup somut olayda söz konusu borç oldukça küçük bir rakamdır ve maddi hesap hatası veya yanılgıdan kaynaklanmış olabilir. Bu tür yanlışlıklar nedeniyle gerçekleşen veya önemsiz sayılabilecek tutardaki eksik ödeme olgusunun, sigortalı veya hak sahiplerinin sağlık yardımından yararlanmasını engelleyen prim borcunun varlığı olarak kabulü, özellikle, düzenli prim ödemesi ve tedavi tarihi itibariyle 24 yılı aşkın sigortalılığı bulunan davacı yönünden Medeni Kanunun 2. maddesindeki objektif iyi niyet kuralına aykırılık oluşturmaktadır. Kaldı ki; Kurum, 1479 sayılı Kanunun 54. maddesi gereğince bu tür hata ve eksiklikleri gidermek yetki ve görevine sahip bulunduğundan aksine uygulamalar kişilerin sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakılmasına da sebebiyet verebilecektir. Bu nedenle yargılama aşamasında düzenlenen 27.04.2004 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak istemin hüküm altına alınması gerekirken, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddi yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 10.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy