(2926 S. K. m. 21, 23) (1479 S. K. m. 41) (4721 S. K. m. 1)
Davacı, murisi eşinin sigortalılık süresi ile emekliliğinin tespitine ve bu sebeple kendisine ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 12.09.2002 tarihinde ölen 2926 sayılı Yasa gereğince Tarım Bağ-Kur sigortalılığı nedeniyle ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkindir.
Mahkemece "619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarihli kararı ile iptal edildiği, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği 08.08.2001 tarihine kadar yasal bir düzenleme yapılmadığı, yürürlükten kalkmış olan kararname hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağından 2926 sayılı Yasanın 23. maddesinde yer alan "üç tam yıl" sigortalılık süresine ilişkin hükmün hukuki geçerliğini koruduğu, 4956 sayılı Yasanın sigortalı öldükten sonra 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe girdiği, ölüm tarihi itibariyle yasal boşluk olup Medeni Kanun'un 1. maddesine göre boşluğun doldurulması gerektiği, bu durumda sigortalılık başlangıç tarihindeki 2926 sayılı Kanunun 23. maddesinin uygulanabileceği belirtilerek "üç tam yılı" dolduran sigortalılık nedeniyle ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Ölüm aylığı şartlarını düzenleyen 2926 sayılı Bağ-Kur Kanununun 23. maddesinde "üç tam yıl" sigortalılık koşulu 04.10.2000 tarihli 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile "beş tam yıl" olarak değiştirilmiş, anılan kararname Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilmiş, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği 08.08.2001 tarihine kadar yasal bir düzenleme yapılmamış, 02.08.2003 tarihinde yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 21. maddesi ile "beş tam yıl" sigortalılık şartı yeniden düzenlenmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, Kanun Hükmünde Kararnameler, Anayasa'da öngörüldüğü biçimi ile yapısal (organik-uzvi) bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönünden ise yasama işlemi niteliğindedir. Doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından, Kanun ile arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Bir Kanun Hükmünde Kararnamenin TBMM. tarafından kabul edilmemesi veya Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi hallerinde, o Yasanın veya Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği Yasa hükümleri uygulanabilir hale gelmez veya kendiliğinden yürürlüğe girmez, hukuki bir boşluk meydana gelir. Bu gibi hukuki boşluğun bulunduğu durumlarda; hakim bizzat yasa koyucu gibi davranarak olayı çözümlemek üzere Medeni Kanunun 1. maddesi hükmünce olaya uygulanacak kuralı bulmak ve uygulamakla yükümlüdür. (YİBK. 18.11.1964 T. 2/4) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.12.1997 gün 97/19-665 E. 97/1018 K. Ve 29.01.2003 gün 2003/21-18 E. 35 K.)
Bu nedenle mahkemenin, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle 2926 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 23 maddesine geçerlik tanınması gerektiği yönündeki gerekçesi isabetsizdir.
Öte yandan, mahkeme kararından sonra 24.07.2003 kabul tarihli 4956 sayılı Kanun 02.08.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anılan Kanunun 21. maddesi ile 1479 sayılı Kanunun 41. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentlerinde yazılı olan "üç tam yıl" ibareleri "beş tam yıl" olarak değiştirilmiş olup, Kanunun 57. maddesinin (b) bendinde "yasanın diğer hükümlerinin 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği" açıkça hükme bağlanmıştır.2926 sayılı Kanunun 23. maddesini değiştiren 21. madde 08.08.2001 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek maddeler içinde yer almaktadır.
Kural olarak kanunlar, yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanır. Değişiklik hükmünün kanunların kabulünden önceki olaylara uygulanması Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır. Ne var ki, yeni kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hükmün bulunması halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanmalıdır.
Somut olayda kanun koyucu 4956 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 2926 sayılı Kanunun 23. maddesindeki "üç tam yıl" ibarelerini "beş tam yıl" olarak değiştirmiş ve 57. maddesi ile bu hükmün 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini açıkça vurgulamak suretiyle 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali ile 08.08.2001 tarihinde oluşan boşluğu doldurmayı amaçlamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece olayda "beş tam yıl" şartının gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan nedenlerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy