(1479 S. K. ek. m. 19)
Dava: Davacı, 31.10.2003 tarihi itibariyle prim ve gecikme zammından dolayı davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile aksine olan Kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Türkan Aslan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davada uyuşmazlık konusu olan husus; 20.04.1982-13.07.1995 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresine ilişkin olarak Bağ-kur sigortalısı davacının, Bağ-Kur'a ödemesi gereken pirim miktarının hesaplanmasında esas alınacak yasal düzenlemeye ilişkin bulunmaktadır.
1479 sayılı Kanuna 20.06.1987 tarih ve 3396 sayılı Kanunla eklenen ek 19. maddesi hükmünde; Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde kayıt ve tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde hiç prim ödememiş olan sigortalılar hakkında, prim borcunun hesaplanmasında; müracaat tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir.
Anılan madde sonradan 4.10.2000 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun hükmünde kararname ile değişikliğe uğrayarak Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde kayıt ve tescil tarihinden itibaren 3 yıl ve daha fazla süreyle hiç prim ödememiş olanların bu süreye ilişkin primlerinin ödeme tarihinde bulundukları basamağın prim tutarı üzerinden hesaplanarak tahsil edileceği ve haklarında ödeme tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı hükmü öngörülmüş ise de; anılan Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesinin 26.12.2000 tarihli kararıyla iptal edilerek, iptal kararı 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Diğer taraftan iptal kararı yürürlüğe girmeden 31.07.2001 tarihli ve 24551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4692 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi, son fıkrasında 04.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren 5 yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerle 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarının sigortalının bulunduğu gelir basamağının 31.07.2001 tarihinde geçerli olan prim tutarı üzerinden hesap ve tahsil edileceği hükmü getirilmiş ancak, anılan yasal düzenlemede 24.07.2003 kabul tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 56/b maddesi hükmüyle 02.08.2003 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan aynı Kanunun 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 43. maddesiyle 1479 sayılı Kanunun ek 19. maddesi hükmünde yapılan değişiklikle de bu Kanun'un yürürlük tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre prim ödemeyenlerin sigortalılıklarının, prim ödemesinde bulunan sigortalıların, ödediği primlerin tüm olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle prim ödemesinde bulunmayan sigortalıların da sigortalılığının tescil tarihi itibariyle askıya alınacağı öngörülmüş, ne ki, sigortalıların müracaat halinde prim borcunun hesaplanma yöntemi belirtilmeyerek buna ilişkin usul ve esasların Kurumca düzenleneceği ifade edilmiştir.
Bu yönde kural olarak Kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklar ve görülmekte olan davalara uygulanmakta ise de; sigortalıların Bağ-Kur'a olan prim borçların belli yasal koşulların varlığı halinde güncelleştirilmesine ilişkin 1479 sayılı Kanunun ek 19. maddesi hükmünde, muhtelif tarihli yasal düzenlemelerle yapılan değişikliklerin sonuçta Kurumun prim alacağına ilişkin bulunması itibariyle, bu yasal düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihler sonrasında maddede öngörülen esasların gerçekleşmesi koşuluna bağlı olarak ve sigortalılar lehine oluşan kazanılmış hak durumu da gözetilmek suretiyle henüz kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıklara uygulanması gereği açıktır.
Somut olayda, 11.05.1983-13.07.1995 tarihleri arasında 5 yıldan fazla sigortalılık süresi olan ve hiç prim ödemesi bulunmayan davacının prim borcunun bulunduğu süre yönünden prim hesabında, 1479 sayılı Yasaya 4956 sayılı Kanunun 47. maddesi ile eklenen geçici 18. ve 19. maddeleri başta olmak üzere diğer ilgili hükümler gözönünde tutulmak ve dava konusu istem, bu çerçevede yeniden değerlendirilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Bağ-Kur'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy