(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 22.08.1996 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine davacı Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının artışlarının, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi kapsamında, davalı işverenden rücuan tahsili istemine ilişkin olup, ilk rücu davasında Kurumun rücu alacağının dış tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde; sigortalının aktif dönem hesabı "65" yaşa göre hesaplanmıştır.
Bu yönde; aktif dönemden amaçlanan "iş görebilirlik çağı"dır. Yani; sigortalının, olağan olarak işinde çalışabilme gücünün devam süresidir ki, bu da Yargıtay'ca benimsenen görüşe göre, kural olarak "60" yaşa kadar sürer. Sosyal Güvenlik Yasalarında, sosyal amaç ya da istihdam politikaları gözetilerek değişik yaşlar ile tanınan emeklilik yaşının, aktif dönem sonu olarak ele alınması uygun değildir.
Her ne kadar, iş görebilirlik çağının "60" yaş esasını aşması ya da altında kalması olanak dışı değilse de, böyle durumlar anılan kuralın istisnası olup, kabulü için dayanakları saptanmak ve nedenleri hükümde göstermek gerekir.
Hal böyle olunca da, somut olayda; iş görebilirlik yaşının "60" yaş üzerinde kabulünü gerekli kılan sebepler mevcut olmadığı halde aktif dönemi, 65 yaşa göre belirleyen hesap raporunun hükme dayanak kılınması isabetsizdir.
Keza, Davalı temyiz dilekçesinde, hak sahiplerinin kendi adına Mali Sorumluluk sigortacısından tüm zarar ve ziyanlarını tahsil edip ibra ettiklerini belirterek ödemeye ilişkin olarak banka dekontu ibraz ettiğinden yapılan ödemenin maddi tazminata ilişkin kısmı belirlenerek gerçek zarar miktarından düşülmesi gerektiği ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy