(818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Hayati Yarar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı Kurumun tüm, davalı Hayati Yarar'ın ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dosya içeriğinden, trafik kazası sonucu gerçekleşen ölüm sonrasında davalı sürücü Hayati hakkında açılan ceza davasında düzenlenen bilirkişi raporunda %50 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesi üzerine davalının cezalandırıldığı ve bu kararın kesinleştiği, işbu rücu davasında alınan 11.10.2002 tarihli Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi ve 29.04.2003 tarihli Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonu raporlarına göre anılan davalının kusursuz olduğunun saptandığı, düzenlenen 17.06.2003 tarihli üçüncü bilirkişi raporunda ise %25 kusurlu bulunması nedeniyle Mahkemece davalı hakkında da hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi Borçlar Kanununun 53. maddesinde hukuk hakiminin ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir açıklık olmamasına karşın öğretinin ve uygulamanın getirip benimsediği "maddi olgularla bağlılık" ilkesinin temelinde Mahkemelere güven duygusu vardır. Somut olayda, kesinleşen ceza kararına göre kazanın oluşumunda kusurunun varlığına ilişkin maddi olgu kesinleştiğinden davalı Hayati'nin az dahi olsa kusurlu olduğunun kabulü gerekmekte ise de; özellikle resmi bilirkişilik görevini yürüten Adli Tıp Kurumu bünyesinde oluşturulan Trafik İhtisas Dairesi'nin davalının kusursuz olduğunu belirten raporları göz önüne alındığında Mahkemece hükme dayanak kılınan üçüncü raporda davalıya yüklenen %25 kusur payının fazla olduğu belirgindir. Bu nedenle, davalı Hayati'nin kusur oranının gerçeğe uygun olarak belirlenmesi için konularında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile yeniden kusur incelemesi yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Hayati Yarar'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek durumunda davalıya geri verilmesine, 24.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy