(506 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 665.527.792 liranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından, düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava 01.10.1988 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı başlanan davalının aylığının, aynı ismi ve soy ismini taşıyan başka bir şahsa ait hizmetlerin de dahil edildiğinin fark edilmesi üzerine kesilmesi sonucu, fuzulen ödenen 01.10.1988-21.02.1998 dönemine dair 665.527.792 liranın yasal faiziyle istemine dair olup.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargılama aşamasında, hizmetlerinin bir kısmının davalıya yaşlılık aylığı bağlanması sırasında dikkate alındığı iddia olunan 1929 doğumlu O. S.'ın tanık sıfatıyla dinlenmesinde. 01.02.1953 ve 01.10.1954 tarihli işe giriş bildirgelerinde işveren olarak adı geçen A. Ü. yanında. 1952 Temmuzunda askerden.- döndükten 5-6 ay sonra 1 ay çalıştığına dair beyanı ile yapılan imza incelemesinde 01.02.1953 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın 1929 doğumlu O. S. eli ürünü olduğunun belirlenmesi karşısında, anılan işe giriş bildirgesine dayanan çalışmaların davalı 1933 doğumlu O. S.'ye ait olmadığı yolundaki Mahkemenin kabulü yerindedir.
Ancak yine aynı beyana, imza incelemesinde 01.10.1954 tarihli işe giriş bildirgesinde sigortalıya atfen atılmış imzanın 1929 doğumlu O. S.'ye de ait olduğunun belirlenememiş olmasına, davalının çeşitli tarihlerde ( 1983. 1984. 1985 yıllarında ) Kuruma verdiği dilekçelerde ne zaman emekli olabileceğini sormasına karşılık Kurumun tarih göstererek hep aynı cevabı vermesi sebebiyle iyi niyetinin saptanmasına göre, davalı 1933 doğumlu O. S.'nin yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı yönünde yapılacak hesaplamada 1956 ve 1957 yıllarına ait hizmet sürelerinin hesaba dahil edilmesi gereklidir.
Böylece varılacak sonuçta 506 Sayılı Yasanın, aylık bağlama tarihinde yürürlükte olan 60. maddesi hükmü gereğince davalının yaşlılık aylığına hak kazandığı gözetilmeksizin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA. temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesi 24.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy