(506 S. K. m.26) (2797 S. K. m.45)
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 02.06.1987 tarihinde uğradığı iş kazası sonucunda sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya, 31.07.1997, 25.03.1999, 29.09.2000, 04.10.2000, 20.06.2001 ve 05.02.2003 tarihlerinde onaylanan gelir bağlama kararlarıyla bağlanan peşin değerli gelirlerin, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca davalı işverenden tazminine yönelik davanın yargılaması sonucunda, olay tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
1992/3 Esas, 1994/3 Karar 01.07.1994 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararında, 506 sayılı Yasanın 26/1. maddesine dayalı olarak açılan rücu davalarının, kanundan doğan ve temelinde geri alma hakkı bulunan, kendine özgü nitelikte haleflik hukuksal temelinde, on yıllık akdi zamanaşımına tabi olduğu ve zamanaşımının her bir gelir artışının Kurum yetkili organınca onaylandığı tarihten başlayacağı hükme bağlanmıştır. Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesindeki "İçtihadı Birleştirme Kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar" düzenlemesi de gözetildiğinde, 31.07.1997, 25.03.1999, 29.09.2000, 04.10.2000, 20.06.2001 ve 05.02.2003 onay tarihli gelirlere ilişkin davanın açıldığı 17.03.2000 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahsedilemeyeceği, bu nedenle de davanın esasına ilişkin inceleme ve araştırma yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy