(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.09.1989 - 29.06.2001 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ve davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Sosyal Sigortalar Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının (REDDİNE), Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı, 01.09.1989 - 29.06.2001 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akti ile sürekli çalıştığının tespitini istemiştir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Davacının, davalı ... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.ne ait işyerinde 02.05.1994 - 02.09.1995 tarihleri arasında 187 gün sigortalı olarak çalıştığı Kuruma bildirilen sigorta kayıtlarından anlaşılmaktadır. Mahkeme, 02.05.1994 tarihi öncesine ilişkin süreyi, K.'e ait ... Konfeksiyon işyerinde geçtiğinden dolayı, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar vermiştir. Ancak, davacının hizmet akti ile çalıştığını iddia ettiği 1989-2001 yılları arasında aynı işyerinde hiç ara vermeden çalışması diğer bir anlatımla blok çalışma, söz konusu olduğunda, hak düşürücü süre hizmetlerin geçtiği yılın sonundan yani 2001 yılından itibaren işlemeye başlayacaktır. Kaldı ki, iş akdi ilişkisi devam ederken sigortalının işveren aleyhine dava açması beklenemez. Zira bu halde işverenin manevi baskısı altında bulunan ve işverene göre zayıf bulunan sigortalının işveren aleyhine dava açması da beklenemez. Öte yandan, davalı şirket 30.10.1993 tarihinde kurulmuştur. Bu şirketin ortakları K.'in çocukları İ.ve S. ile eşi M.'dir. K.'in de fiilen şirketin başında bulunduğu dosyadaki bilgilerden anlaşılmaktadır. Her ne kadar K. dava dilekçesinde şirketin müdürü olarak gösterilmiş ise de davacının, iş yerinin kayıtlı işverenini bilmesi olanağından yoksun bulunduğu gözetildiğinde şirketin yasa kapsamına alındığı tarihten öncesine ilişkin dönem de işverenin K. olduğunun yapılan yargılama aşamasında anlaşılmış olması karşısında anılan kişiye yöntemince husumet yöneltilip, delilleri sorulmalı, dava konusu çalışma ile ilgili olarak yöntemince ve yeterli biçimde araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereği vardır. Ayrıca Mahkemenin 02.09.1995 tarihi sonrasına ilişkin red kararı da isabetsizdir. Davacının 02.09.1995 tarihinde iş yerinden ayrıldığını belirten imzasını taşıyan çıkış bildirgesi mevcut değildir. Şu halde, şirketin tasfiyeye girdiği 21.11.2001 tarihine kadar olan dönem bakımından davacı ile birlikte çalışan bordrolara geçmiş kişiler tanık sıfatıyla bunlar bulunamadığı takdirde aynı dönemdeki komşu işyeri sahipleri ve çalışanları araştırılarak bilgilerine başvurmak suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy