(506 S. K. m.10, 26)
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan Mustafa Odabaşı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerde oluşan artışların 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddesi uyarınca tazminine yönelik davada, husumet yöneltilen Anılkent Yapı Kooperatifinin feshi ile tasfiyenin kapatılmasına ve kooperatif kaydının silinmesine ilişkin kararın, 01.10.1998 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı dosya içeriğindeki belgelerle sabit olduğundan, tasfiye edilmekle tüzel kişiliği ortadan kalkan davalı kooperatifin davalı konumunda pasif husumet ehliyeti bulunmadığından, davacı Kuruma kooperatifin ihyası için mehil verilerek, kooperatifin ihyası kesinleştikten sonra yasal temsilcisinin katılımıyla yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu husus gözetilmemesi isabetsizdir.
Mahkemece, hükme esas alınan 26.05.2001 tarihli kusur raporunda; davalı Anılkent Yapı Kooperatifi %25, davalı Mustafa %25, ölen kazalı %50 oranında kusurlu bulunmuştur.
Davalı işverenlerin sorumluluğu 506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Davalı işverenlerin 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde, sigortalının kabul edilen kusurunun %50'sinden az olmamak üzere, takdir edilecek kısmı işverenlere yüklenmeli ve 10. maddeye göre gerçek zarar miktarı belirlenen bu orana göre hesaplanmalıdır.506 sayılı Yasanın 10. maddesi kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup aynı Yasanın 26. maddesine göre daha ağır sorumluluk halini gerektirir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Mustafa Odabaşı'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy