(4692 S. K. geç. m. 1) (1479 S. K. m. 53)
Kuruma prim aslı borcunun çıkış tarihi itibarıyla 455.654.425 lira olarak tespitine, bu miktarın normal gecikme zammı ile tahsili gerektiğine ve borcun fazla kısmının iptaline ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.05.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av. İ. Çakar ile karşı taraf adına Av. Y. Ekşioğlu geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi E. Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, 22.05.1981 - 24.08.1999 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık süresine ilişkin prim borçlarının, sigortalılığının son bulduğu tarih itibarıyla 455.654.425 lira olduğunun tespitine ilişkin istemi, sigortalılık süresince hiç prim ödemesinde bulunmadığı, bu nedenle de 4692 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi uyarınca prim borcu hesabının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesinden hareketle ret edilmiştir.
Toplam 15 yıl 4 ay sigortalılık süresi bulunan davacının, sigortalılık süresince ve dava tarihi itibarıyla herhangi bir prim ödemesinin bulunmadığı, dosya içeriğindeki belgeler ve tarafların beyanına göre çekişmesiz olup, prim borcunun 4692 sayılı Yasanın geçici 1/son maddesindeki yönteme göre hesaplanması usul ve yasaya uygun bir yaklaşım ise de, anılan düzenleme yargılama sürerken yürürlüğe giren 24.07.2003 tarih, 4956 sayılı Yasanın 56/b maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, birikmiş prim borçlarının hesap yöntemi yine aynı Yasanın 27. maddesiyle 1479 sayılı Yasanın 53. maddesine getirilen yeni düzenlemede öngörülmüştür.
Davacının prim borcuna ilişkin iddiası yönünden, sıralanan yasal çerçeve gözetilerek yapılacak hesaplama uyarınca karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Davacı Avukatı yararına takdir edilen 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, 25.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy