(506 S. K. m. 87) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı, davalı Mehmet Kaymak ile arasındaki ilişkinin istisna akdi olduğunun ve hizmet akdine dayanmadığının tespiti ile meydana gelen olayın iş kazası olmadığına ve Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından tanzim edilen raporun geçersizliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, 18.07.2001 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davalı Mehmet Kaynak'ın hizmet akdine değil, istisna akdine dayalı olarak çalışan taşeron olduğunun ve yaralanması ile sonuçlanan kazanın iş kazası olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin istisna akdine dayalı olduğunun kabulü ile davanın kabulüne, olayın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Davada öncelikle halledilmesi gereken sorun zararlandırıcı olaya maruz kalan davalı Mehmet ile davacı Seda İnşaat Ltd. arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin bir başka ifade ile, asıl işveren-taşeron ilişkisi olup olmadığının saptanmasıdır.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünün değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Somut olayda, mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Hükme dayanak kılınan teklif ve protokollerdeki imzaların tüm yargılama aşamalarında davalı Mehmet Kaynak tarafından inkar edilmesine karşın mahkemece bu yönde gerekli araştırma yapılmaması isabetsizdir. Öte yandan; Ankara 3. İş Mahkemesinin 2001/254 Esas sayılı tazminat dosyası, davacı şirkete ait Kurumda bulunan işyeri dosyası da celbedilerek incelenmediği gibi, olayla ilgili hazırlık soruşturması yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece anılan araştırmaların yapılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile davacı şirket ile davalı Mehmet Kaynak arasında 506 Sayılı Kanunun 87. maddesi kapsamında asıl işveren-taşeron ilişkisi bulunup bulunmadığı usulünce saptanmadan eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy