(1479 S. K. m.24/9)
Davacı, 03.05.1999 - 24.04.2001 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olmayıp Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava hukuki nitelikçe; davacının Anonim Şirket kurucu ortağı sıfatına dayalı olarak 19.01.1994 tarihinde başlatılan 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının ve 03.05.1999 tarihinden başlayarak halen Sosyal Sigortalar Kurumundaki zorunlu sigortalı sayılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24/9. maddesi hükmüne göre; Anonim Şirketin Kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları, Bağ-Kur zorunlu sigortalısı sayılacaktır.
Somut olayda, davanın; 19.01.1994 tarihinden itibaren oluşum dayanıklı tüketim malları Pazarlama Ticaret Sanayi A.Ş.'nin kurucu ortağı olduğu anlaşılmakta ise de; 03.05.1999 ile 30.08.2003 tarihleri arasında bir başka şirkette hizmet aktine dayalı olarak fiili ve sürekli çalışmasından dolayı 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı bulunmaktadır.
Sosyal Güvenlik Sistemimizde ...... sigortalılık söz konusu olmaması nedenine dayalı olarak biriside davada çözümlenmesi gereken hususi güvenlik kuruluşuna tabi sigortalı çalışmanın bir başka anlatımla "çatışan sigortalılığın" varlığı durumunda iş bu çalışmalardan hangisine üstünlük tanınması gerektiği konusudur.
Dairemizi bu konudaki yerleşmiş görüşü; aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili sigortalı çalışmalardan hangisi kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıyorsa o çalışmaya üstünlük ve geçerlilik tanınması gerektiği yönünden gerçekten sigortalı emek ve mesainin ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmasına tahsis ediyor ekonomik yönden geçimini hangi çalışmadan sağlıyorsa çalışmaya üstünlük tanınmalıdır.
Bu yönde; soyut düzeyde kalan Anonim Şirket Kurucu ortaklık kaydının Bağ-Kur sigortalılığı için yetenekli olamayacağı ayrıca kendi nam ve hesabına faaliyetin sürmekte olmasının gerekliliği hususunda, gözönünde tutulmalıdır. Mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde; davacının, davaya konu dönemde, hangi sigortalı çalışmasının fiiline baskın nitelikte olduğu, yöntemine ve gereğince araştırıp irdelenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davacının, 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı başlamadan önce Bağ-Kur zorunlu sigortalısı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy