(1479 S. K. m. 79)
Davacı, 01.03.1991 - 31.08.1994 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının geçerli sayılması gerektiğinin tespiti ile aksine olan Sosyal Sigortalar Kurumu işleminin iptaline dava ile birleşen 2002/497 Esas sayılı davada ise 24.10.1973 - 31.01.1977 ve 01.12.1987 - 28.02.1991 tarihleri dışında Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitine, aksine tesis edilen Bağ-Kur işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hakimin son oturumunda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa davacı 24.10.1973 - 31.10.1977 ve 01.12.1987 - 28.02.1991 tarihleri dışında Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitini talep etmiştir. Kısa kararda davanın kabulüne davalı Kurum işleminin iptaline denildiği halde, gerekçeli kararda 01.10.1976 - 31.10.1976 arası Sosyal Sigortalar Kurumu 01.11.1976 - 31.01.1977 arası Bağ-Kur 01.02.1977 - 20.03.1977 arası Sosyal Sigortalar Kurumu 21.03.1977 - 30.09.1978 arası Bağ-Kur 01.10.1978 - 30.04.1980 arası Sosyal Sigortalar Kurumu, 01.05.1980 - 30.05.1980 arası Bağ-Kur, 01.06.1980 - 30.06.1980 arası Sosyal Sigortalar Kurumu 01.07.1980 - 28.02.1982 arası Bağ-Kur, 01.03.1982 - 13.01.1983 arası Sosyal Sigortalar Kurumu, 17.04.1973 - 31.07.1983 arası Sosyal Sigortalar Kurumu 01.08.1983 - 30.04.1986 arası Bağ-Kur, 01.05.1986 - 28.02.1987 arası Sosyal Sigortalar Kurumu 01.03.1987 - 30.04.1987 arası Bağ-Kur 01.05.1987 - 30.11.1987 arası Sosyal Sigortalar Kurumu ve 01.12.1987 - 28.02.1991 arası Bağ-Kur'lu olduğu şeklinde hüküm kurarak kısa kararın gerekçeli karara aykırı olduğu zabtın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.04.1992 günlü ve 991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy