(506 S. K. m.26)
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 26 maddesi haleflik ilkesine dayanır. Bu ilke gereğince Kurumun rücu alacağı, hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi tazminat miktarıyla sınırlıdır. Hak sahipleri tarafından davalılar aleyhine açılan Tekkeköy Asliye(İş) Hukuk Mahkemesinin 2001/803 Esas sayılı tazminat dosyasında, hükme esas kılınan kusur raporu ile 02.04.2001 tarihli hesap raporunda öngörülen maddi zarar miktarı, işbu rücu davasında halefiyet ilkesi gereğince bağlayıcılığından bahisle hükme esas alınmıştır.
Öncelikle tazminat davasında davalılardan Hüsamettin Güven, Feridun Adsoy ve Erol Kural yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden bu davalılar yönünden tazminat davasında verilen kararın bağlayıcılığından söz edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle tazminat davasında alınan kusur ve hesap raporunun o davada taraf olmayan davalılar yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı dikkate alınarak, yeniden kusur incelemesi yaptırılıp, hak sahibi dosyasındaki %100 tavana uyarlanarak iç ve dış tavan kontrolü yapılıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Öte yandan, hak sahibi davasında mahkum olan davalılar yönünden, tazminat davasında alınan kusur oranları ve tavanın kesinleştiği de dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, belirtilen bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, hükmü temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy