(506 S. K. m. 79, 130) (1475 S. K. m. 89) (1086 S. K. m. 275)
Davacı, şirket çalışanları için ek prim ve bordro istenilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile çalışılmayan süreler için bu tür belge verilmesinin gerekli olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4447 Sayılı Kanunun 11. maddesi ile 506 Sayılı Kanunun 79. maddelerine eklenen 2. Fıkra hükmüne göre, ay içinde 30 günden az çalışmalara ait bilgi ve belgelerin işverence Kuruma bildirilmesi gerekir. Davacı izin belgelerini donem bordrosu ile Kuruma verdiğini ileri sürmüş ise de, bu husus mahkemece araştırma konusu yapılmamıştır.
Öte yandan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79. maddesinin 7. fıkrası kuruma, bildirimsiz çalıştırılan sigortalıların fiilen ve kayden çalıştıklarını tespit etme ve buna ilişkin belgeleri düzenleme yetkisi vermiş bulunmaktadır.
Dava konusu olayda, davalı kurum müfettişleri tarafından işyerinde inceleme ve araştırma yapılmış, ilgili sigortalıların ifadelerine başvurulmuştur. Sigortalılar beyanlarının doğruluğunu imzaları ile tasdik etmişlerdir. Uyuşmazlık konusu 2001/1. dönem prim bordrosunun tetkikinde davacı işverenin, bir kişi hariç diğer 43 sigortalı için Şubat, Mart ve Nisan aylarında 15 gün üzerinden bildirimde bulunduğu görülmüştür.
Öte yandan 506 Sayılı Kanunun 130 ve 1475 Sayılı Kanunun 89/son maddesine göre teftişe yetkili memurlar tarafından tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteber olduklarından, bu tutanaklarda tespit edilen hususların aksi, ancak aynı güç ve değerde yazılı delillerle ispat olunabilir.
Sigortalıların ay içinde eksik çalıştıklarına ilişkin müfettiş tutanak ve tespitlerinin aksi aynı güçte inandırıcı delillerle ispatlanamamıştır. Bu sebeple, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuk bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan dava hakkında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275. maddesine aykırı olarak alınan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy